Tavşan ile Kirpi
Kısa bacaklarıyla alay eden tavşanla yarışa giren kirpi, karısının yardımıyla tavşanı her seferinde geçer.
Çocuklar, bu masal yalan gibi gelebilir ama gerçektir; çünkü bunu bana anlatan dedem her zaman şöyle derdi: "Doğru olmalı evlat, yoksa anlatılmazdı." İşte masal şöyle:
Sonbaharda bir pazar sabahıymış. Karabuğday çiçek açmış, güneş gökyüzünde parlıyor, sabah rüzgârı anızların üstünden ılık ılık esiyor, tarlalarda tarla kuşları ötüyor, arılar karabuğdayın içinde vızıldıyormuş. Kirpi kapısının önünde, kollarını kavuşturmuş, sabah rüzgârına bakıyor, keyifle bir türkü mırıldanıyormuş. Birden aklına gelmiş: "Karım çocukları yıkayıp giydirene kadar biraz tarlaya çıkıp şalgamlarıma bakayım." Şalgamlar evine yakın bir tarladaymış ve kirpi ailesiyle birlikte onları kendi malı gibi yerlermiş.
Kirpi tarlanın kenarındaki çalılığa varınca orada kendi lahanalarına bakmaya çıkmış tavşanla karşılaşmış. Kirpi tavşana nazikçe günaydın demiş. Ama kendini çok önemli sanan tavşan, kirpinin selamını almadan küçümseyerek demiş ki: "Bu sabah erkenden tarlada ne arıyorsun?" "Gezinti yapıyorum," demiş kirpi. "Gezinti mi?" diye gülmüş tavşan. "Bacaklarını daha iyi işler için kullanabilirsin bence."
Bu söz kirpiyi çok kızdırmış. Her şeye katlanabilirmiş ama bacaklarıyla ilgili bir laf asla. Çünkü bacakları doğuştan çarpık ve kısaymış. "Yoksa sen," demiş kirpi, "bacaklarınla benimkinden daha çok iş yapabileceğini mi sanıyorsun?" "Öyle sanıyorum," demiş tavşan. "Denemeye var mısın? Yarışırsak seni geçerim." "Gülünç olma, sen kısa bacaklarınla mı?" demiş tavşan, "ama madem bu kadar istiyorsun, olur. Ne üstüne iddiaya giriyoruz?" "Bir altın para ve bir şişe şarap," demiş kirpi. "Kabul," demiş tavşan, "hemen başlayalım." "Yok, o kadar acele etme," demiş kirpi, "ben daha kahvaltı yapmadım. Önce eve gidip biraz bir şey yiyeyim. Yarım saat sonra burada olurum."
Kirpi eve giderken düşünmüş: "Tavşan uzun bacaklarına güveniyor ama ben onu yakalayacağım. Kendini büyük bir bey sanıyor ama aslında aptal bir adam. Bunun bedelini ödeyecek." Eve varınca karısına demiş ki: "Hanım, çabuk giyin, benimle tarlaya geleceksin." "Ne oldu?" "Tavşanla bir altın para ve bir şişe şarap üzerine iddiaya girdim. Onunla yarışacağım. Sen de orada olacaksın." "Aman Tanrım koca," diye bağırmış karısı, "aklını mı kaçırdın? Tavşanla nasıl yarışırsın?" "Sus hanım," demiş kirpi, "bu benim işim. Erkeklerin işine karışma. Giyin ve gel."
Yolda kirpi karısına demiş ki: "Şimdi dikkat et, ne söylediğimi dinle. Bak, şu uzun tarlada yarışacağız. Tavşan bir çizgide, ben öbür çizgide koşacağız, tarlanın yukarısından başlayacağız. Sen şu aşağıdaki çizgide dur. Tavşan öbür taraftan gelince ona doğru bağır: 'Ben buradayım!'" Tarlaya varınca kirpi karısının yerini göstermiş, sonra tarlanın yukarısına çıkmış. Tavşan oradaymış. "Başlayalım mı?" "Evet," demiş kirpi. "Bir, iki, üç!" diye saymış tavşan ve fırtına gibi tarlanın aşağısına doğru koşmuş. Kirpi ise ancak üç adım koşmuş, sonra çizgisinin içine çömelmiş ve sessizce oturmuş.
Tavşan tam hızla tarlanın aşağısına varınca kirpinin karısı ona doğru seslenmiş: "Ben buradayım!" Tavşan şaşırıp kalmış; bunun kirpinin kendisi olduğunu sanmış, çünkü bilirsiniz, kirpinin karısı tıpkı kocasına benzer. Tavşan düşünmüş: "Bu işte bir terslik var." Bağırmış: "Bir daha koşalım, geri dönelim!" Ve yine fırtına gibi koşmuş, kulakları başının arkasında uçuşuyormuş. Kirpinin karısı ise yerinde sakin sakin oturmuş. Tavşan tarlanın yukarısına varınca kirpi ona seslenmiş: "Ben buradayım!"
Tavşan öfkeden kendini kaybetmiş: "Bir daha koşalım!" "İstediğin kadar," demiş kirpi. Tavşan böylece yetmiş üç kez koşmuş, kirpi de her seferinde onunla aynı gibi görünmüş. Tavşan her aşağı ya da yukarı varışında kirpi ya da karısı, "Ben buradayım!" diye bağırmış.
Yetmiş dördüncü seferde tavşan yarıya kadar gelememiş. Tarlanın ortasında yere yığılmış, soluğu kesilmiş ve bir daha koşamamış. Kirpi kazandığı altın parayı ve şarap şişesini almış, karısını çizgisinden çağırmış ve ikisi de keyifle eve gitmişler. Eğer ölmedilerse hâlâ yaşıyorlardır.
O günden sonra hiçbir tavşan bir kirpiyle yarışmaya cesaret edememiş. Bu masaldan iki ders çıkar: Birincisi, kimse kendini ne kadar üstün görürse görsün, başkasıyla, hele bir kirpiyle alay etmemelidir. İkincisi, evlenecek biri karısını kendi türünden ve kendine benzeyen birinden seçmelidir. Yani kirpi olan, karısının da kirpi olmasına dikkat etmelidir.
Masal burada bitti. İyi uykular.
Tavşan ile Kirpi, Grimm Kardeşler kaynaklı bir çocuk masalıdır; 4-9 yaş çocuklar için uygundur ve yaklaşık 5 dakikada okunur. Masal Merkezi'nde bu masalı ücretsiz okuyabilir, arka planda ninni ya da doğa sesi açabilir, favorilerinize ekleyebilirsiniz. Benzer masallar için Grimm Masalları kategorisine göz atın.
Üye ol, favorilerin ve okudukların her cihazda seninle gelsin.

