Külhan Oğlan
Bütün gün küllerin içinde yatan küçük kardeş, üç yüzlü devin yuttuğu ablasını ve ağabeylerini kurtarır, Zümrüdüanka'nın sırtında yeryüzüne döner.
Bir zamanlar, zamanın zaman olmadığı zamanlarda, Allah'ın kulları çok, insanların dertleri büyükken, yoksul bir kadının üç oğlu bir de kızı varmış. En küçük oğlan biraz saf görünürmüş; bütün gün ocağın sıcak küllerinin içinde yuvarlanır dururmuş. Bu yüzden herkes ona Külhan Oğlan dermiş.
Bir gün iki büyük ağabey tarlaya çift sürmeye gitmişler. Annelerine, "Bize bir yemek pişir, kız kardeşimizle tarlaya gönder," demişler. O tarlanın yakınına üç yüzlü bir dev çadır kurmuş. Dev kızı yolundan şaşırtmak için bir oyun kurmuş. Anne yemeği pişirmiş, kız da yemeği alıp tarlaya doğru yola çıkmış; ama dev onun yolunu kaybetmesini sağlamış. Kız tarlaya varacağı yerde gittikçe uzaklaşmış. Sonunda devin karısı karşısına çıkmış ve onu kandırıp evine götürmüş. Ev devin eviymiş ve dev kızı bir lokmada yutmuş.
Ağabeyler akşama kadar yemek beklemiş, ne kız gelmiş ne yemek. Eve dönüp annelerinden kızın sabah erkenden yola çıktığını öğrenince devin işi olduğunu anlamışlar. Büyük ağabey hemen kız kardeşini aramaya çıkmış. Yolda bir fırının yanına varmış; fırının başında yaşlı bir adam oturuyormuş. Adam, "Bu fırında pişen ekmekten yemeden devi yenemezsin," demiş. Delikanlı bir ekmek ısırmış ama ısırdığı lokma karnında öyle şişmiş ki neredeyse çatlayacakmış; fırın da adam da kaybolmuş.
Biraz ileride içi şarap dolu kocaman bir kazan varmış. Kazanın başındaki adam, "Bu şaraptan içmeden devle başa çıkamazsın," demiş. Delikanlı içmiş ve karnı ağrımış. Sonra iki köprü görmüş, biri tahtadan biri demirden. Köprülerin ötesinde iki elma ağacı varmış; birinde ham, ekşi elmalar, öbüründe tatlı, olgun elmalar. Dev uzaktan izliyormuş. Delikanlı demir köprüden geçmiş, çünkü tahtadan olan kırılabilirmiş; tatlı elmalardan yemiş, çünkü ekşiler acıymış. Dev de bunu istiyormuş; annesini gönderip delikanlıyı da evine çağırtmış ve onu da yutmuş. Ortanca ağabeyin başına da aynı şey gelmiş.
Evde sadece Külhan Oğlan kalmış. Annesi ona yalvarmış: "Oğlum, sen de gidersen ben ne yaparım?" Ama Külhan Oğlan, "Ablamı ve ağabeylerimi bulmadan, o devi yenmeden rahat etmeyeceğim," demiş. Ocağın başından kalkmış ve üstündeki külleri öyle bir silkelemiş ki büyük bir fırtına kopmuş; tarlada çalışanlar sabanlarını bırakıp kaçmışlar. Külhan Oğlan bütün saban demirlerini toplamış ve demirciye götürmüş: "Bana öyle bir mızrak yap ki havaya atınca geri dönüp elime düşsün ama ucu kırılmasın."
Demirci mızrağı yapmış. Külhan Oğlan havaya fırlatmış ama mızrak serçe parmağının ucuna düşünce kırılmış. Bir daha silkelenmiş, daha büyük bir fırtına kopmuş, daha çok saban demiri toplamış. İkinci mızrak da kırılmış. Üçüncü kez öyle bir silkelenmiş ki bütün ülkede tek bir saban demiri kalmamış. Demirci üçüncü mızrağı büyük bir zorlukla yapmış ve bu mızrak Külhan Oğlan'ın parmağının ucuna düştüğünde kırılmamış. "İşte bu iş görür," demiş Külhan Oğlan ve yola çıkmış.
Fırının yanına varınca fırındaki bütün ekmekleri yemiş, kazandaki bütün şarabı içmiş ve hiçbir şey olmamış. Köprülere gelince, "Demir köprüden her aptal geçer," demiş ve tahta köprüden geçmiş; tatlı elmaları yemek kolay olduğu için ekşi elmalardan yemiş. Dev bunu görünce, "Bununla şaka olmaz," demiş ve mızrağını hazırlamış.
Dev bağırmış: "Bana boyun eğmezsen seni yutarım!" Külhan Oğlan, "Sen bana boyun eğmezsen seni mızrağımla yerle bir ederim!" demiş. Dev mızrağını fırlatmış ama Külhan Oğlan bir parmak hareketiyle mızrağı paramparça etmiş. Sonra kendi mızrağını fırlatmış ve dev yere yığılmış. "Bir daha vur!" diye bağırmış dev. "Hayır," demiş Külhan Oğlan, "anam beni bir kez doğurdu." Dev bir daha kalkmamış. Külhan Oğlan devin karısını da yakalamış. Devin gücü kırılınca ablası ve iki ağabeyi sapasağlam ortaya çıkmışlar.
Dönüş yolunda kardeşleri çok susamışlar. Yol kenarında bir kuyu görmüşler. Kuşaklarını birbirine bağlayıp büyük ağabeyi aşağı sarkıtmışlar ama yarı yolda, "Çekin beni!" diye bağırmış. Ortanca da öyle. Külhan Oğlan, "Ne kadar bağırırsam bağırayım beni çekmeyin," demiş. Kuyunun dibine inmiş ve bir kapı bulmuş. Kapının ardında ay gibi parlayan üç kız varmış. Bunlar bir başka devin yedi yıldır tutsak ettiği padişah kızlarıymış. Külhan Oğlan o devi de yenmiş ve kızları kurtarmış.
İki büyük kızı ağabeyleri için ayırmış, en küçük ve en güzelini de kendisi için. Kızları birer birer yukarı göndermiş. En küçük kız, "Önce sen çık, ağabeylerin seni kıskanıp kuyuda bırakırlar," demiş. Ama Külhan Oğlan dinlememiş. Kız ona bir kutu vermiş: "İçinde bir çakmak taşı var. Bir kez vurursan bir cin çıkar, her isteğini yapar. Eğer kuyuda kalırsan iki koç gelecek, biri beyaz biri kara. Beyaza binersen yeryüzüne çıkarsın, karaya binersen yedi kat yerin altına inersin."
Gerçekten de ağabeyleri kıskançlıktan onu kuyuda bırakmışlar. İki koç gelmiş; Külhan Oğlan beyaza atlayacağı yerde yanlışlıkla karaya binmiş ve yedi kat yerin altına inmiş. Orada yürürken büyük bir ağacın gövdesine tırmanan bir yılan görmüş, yılan ağaçtaki kuş yavrularını yiyecekmiş. Külhan Oğlan mızrağıyla yılanı ikiye ayırmış ve ağacın dibinde uyumuş. Zümrüdüanka gelmiş, yavruları ona Külhan Oğlan'ın onları kurtardığını söylemiş. Zümrüdüanka kanatlarıyla onu güneşten korumuş ve uyanınca ona bir dilek hakkı vermiş.
Külhan Oğlan yeryüzüne çıkmak istemiş. Zümrüdüanka kırk batman et ve kırk testi su istemiş. Külhan Oğlan çakmak taşına vurmuş, cin hepsini getirmiş. Zümrüdüanka "gık" dedikçe et, "gak" dedikçe su vermiş. Yeryüzüne çıkınca cine üç kızı bulmasını emretmiş. Kızlarla birlikte yeniden Zümrüdüanka'ya binip kızların ülkesine uçmuşlar. Yolda et bitince Külhan Oğlan kendi bacağından bir parça kesip kuşa vermiş. Kuş onu dilinin altında saklamış ve sonra yerine koyup iyileştirmiş.
Kızların babası olan padişah kızlarını görünce sevinçten ağlamış ve bütün ülkesini Külhan Oğlan'a vermiş. Külhan Oğlan annesini ve ablasını da yanına aldırmış. Ablasını vezirin oğluyla evlendirmiş, kendisi de en küçük kızla evlenmiş. Ağabeylerini de bağışlamış ama onlara bir daha hiç güvenmemiş. Kırk gün kırk gece düğün olmuş. Gökten üç elma düşmüş: biri anlatana, biri dinleyene, biri de küllerin içinden kalkıp kardeşlerini kurtaran Külhan Oğlan'a.
Masal burada bitti. İyi uykular.
Külhan Oğlan, Anadolu halk masalı kaynaklı bir çocuk masalıdır; 6-11 yaş çocuklar için uygundur ve yaklaşık 7 dakikada okunur. Masal Merkezi'nde bu masalı ücretsiz okuyabilir, arka planda ninni ya da doğa sesi açabilir, favorilerinize ekleyebilirsiniz. Benzer masallar için Türk Halk Masalları kategorisine göz atın.
Üye ol, favorilerin ve okudukların her cihazda seninle gelsin.


