İçeriğe geç
Masal Merkezi
Kırk Perinin Padişahı
Görseller semboliktir
Anadolu halk masalı

Kırk Perinin Padişahı

Yüzüğünü, bileziğini ve mendilini kapan beyaz güvercine gönül veren padişah kızı, kel bir delikanlının yardımıyla kırk perinin elinde tutsak olan Bahtiyar Bey'i bulur.

10 dakika 6-11 yaş 1 okunma
Read this tale in English
Okuma

Eski mi eski zamanlarda, masallar çağında, dolunay gibi güzel, servi gibi ince, gözleri kor, saçları gece gibi, kaşları yay gibi bir padişah kızı varmış. Padişahın sarayında bir bahçe, bahçenin ortasında da bir çeşme varmış. Kız bütün gün orada oturur, dikiş diker, nakış işlermiş.

Bir gün yüzüğünü dikiş masasının üstüne koymuş. Daha koyar koymaz küçük bir güvercin gelmiş, yüzüğü kapıp uçup gitmiş. Güvercin öyle güzelmiş ki kız ona hemen gönül vermiş. Ertesi gün bileziğini çıkarmış, güvercin yine gelip onu da kapıp gitmiş. Kız artık sevdasından ne yiyor ne içiyormuş; güvercinin yeniden gelmesi için ertesi günü zor bekliyormuş. Üçüncü gün dikiş masasını getirip üstüne dantel mendilini koymuş ve hemen yanına oturmuş. Beklemiş, beklemiş; birden güvercin yine karşısında belirmiş, mendili kapmış ve uçup gitmiş.

Kız ayağa kalkacak gücü zor bulmuş; acı acı ağlayarak saraya girmiş ve kendini yere atmış. Yaşlı dadısı koşup gelmiş: "Sultanım, neden böyle ağlıyorsun? Neyin var?" "Hastayım, yüreğim hasta!" demiş kız ve daha da çok ağlamış. Dadı önce kimseye söylemekten korkmuş, çünkü kız padişahın biricik kızıymış. Ama kızın gittikçe sarardığını görünce cesaretini toplayıp padişaha gitmiş ve kızının derdini anlatmış.

Padişah korkmuş, kızını görmeye gitmiş. Arkasından birçok bilge, birçok usta hekim gelmiş ama hiçbiri onun hastalığını iyileştirememiş. Ertesi gün padişahın veziri demiş ki: "Bilgeler de hekimler de kıza yardım edemez; onu iyileştirecek ilaç başka bir yerde saklı." Padişaha büyük bir hamam yaptırmasını, bu hamamın suyunun bütün hastaları iyileştireceğini ilan etmesini, ama orada yıkanan herkesin hayat hikâyesini anlatmasını şart koşmasını önermiş.

Padişah hamamı yaptırmış ve bu hamamın suyunun kelin saçını, sağırın kulağını, körün gözünü, topalın ayağını geri vereceğini ilan ettirmiş. Bütün halk parasız yıkanmak için akın akın gelmiş ve her biri evine dönmeden önce hayat hikâyesini ve derdini anlatmış.

O şehirde yatalak bir annenin kel bir oğlu yaşıyormuş. "Biz de gidelim," demiş oğul, "belki ikimiz de iyileşiriz." "Ben ayakta duramıyorum, nasıl gideyim?" diye inlemiş yaşlı kadın. "Onun yolunu buluruz," demiş Keloğlan ve annesini sırtına alıp hamama doğru yola çıkmış.

Akan bir ırmağın yanındaki düz ovalardan geçerek gitmişler, gitmişler; sonunda oğul yorulmuş ve annesini yere bırakmış. Tam o anda yanlarına sırtında büyük bir su testisi taşıyan bir horoz konmuş ve aceleyle uzaklaşmış. Delikanlı bu horozun suyu nereye, niçin taşıdığını çok merak etmiş ve peşine düşmüş. Horoz büyük bir kaleye varmış. Kalenin dibinde suyun şırıl şırıl aktığı küçük bir delik varmış. Delikanlı büyük bir zorlukla delikten geçmiş ve etrafına bakar bakmaz öyle görkemli bir saray görmüş ki şaşkınlıktan gözü de ağzı da açık kalmış.

O saraya giden yola daha önce hiçbir insanoğlu ayak basmamış. Delikanlı sarayın her yanını, bütün odaları dolaşmış ve sonunda yorgun düşmüş. "Keşke burada canlı bir varlık bulsam," demiş ve kim gelirse görebileceği büyük bir dolabın içine saklanmış. Çok geçmeden pencerenin pervazına üç güvercin konmuş; biraz titreşip silkinmişler ve üç güzel kıza dönüşmüşler. "Eyvah, eyvah, geç kaldık!" diye bağırmışlar. "Padişahımız birazdan gelecek, hiçbir şey hazır değil!" Biri süpürgeyi kapıp her yeri süpürmüş, ikincisi sofrayı kurmuş, üçüncüsü türlü türlü yemekler getirmiş. Sonra üçü de yine titreşmiş ve üç güvercin olup pencereden uçup gitmişler.

Bu arada Keloğlan'ın karnı çok acıkmış. "Beni kimse görmüyor, sofradan bir iki lokma alsam ne olur?" diye düşünmüş. Elini saklandığı yerden uzatmış ama tam yemeğe dokunacakken parmaklarına öyle bir şaplak yemiş ki eli şişmiş. Öbür elini uzatmış, ona daha büyük bir şaplak yemiş. Delikanlı çok korkmuş ve elini çeker çekmez odaya beyaz bir güvercin girmiş. Güvercin titreşmiş ve hemen güzel bir delikanlıya dönüşmüş.

Delikanlı bir dolaba gitmiş, açmış ve içinden bir yüzük, bir bilezik ve bir dantel mendil çıkarmış. "Ah talihli yüzük, güzel bir parmağa takılabildin," demiş. "Ah talihli bilezik, güzel bir kolu süsleyebildin." Sonra hıçkıra hıçkıra ağlamış ve gözyaşlarını birer birer dantel mendille silmiş. Sonra hepsini yine dolaba koymuş, yemeklerden bir iki lokma tatmış ve uykuya yatmış.

Keloğlan sabahı zor beklemiş. Şafakla birlikte güzel delikanlı kalkmış, titreşmiş ve beyaz bir güvercin olup uçup gitmiş. Keloğlan da saklandığı yerden çıkmış, aşağı inmiş ve kulenin dibindeki delikten yeniden geçmiş. Dışarıda zavallı annesini tek başına ağlarken bulmuş. Onu dertlerinin sona ermek üzere olduğuna inandırıp yatıştırmış, yeniden sırtına almış ve hamama gitmiş.

Hamamda yıkanmışlar; yaşlı kadın hemen ayağa kalkabilmiş, Keloğlan'ın da saçları çıkmış. Sonra hikâyelerini anlatmaya başlamışlar. Padişahın kızı delikanlının gece yarısı gördüklerini ve duyduklarını duyunca sanki içine taze bir sağlık pınarı akmış. Yatağından kalkmış ve onu o kuleye götürürse delikanlıya büyük bir hazine vereceğine söz vermiş.

Delikanlı padişahın kızını götürüp sarayın duvarlarını göstermiş, küçük delikten geçmesine yardım etmiş, onu güvercinlerin odasına götürmüş ve saklandığı dolabı göstermiş. Sonra büyük bir hazineyle ve sapasağlam evine dönmüş ve ömrünü yaşlı annesiyle mutlu geçirmiş.

Akşam olunca üç güvercin odaya uçmuş. Temizlemişler, süpürmüşler, sofraya yemekleri getirmişler ve yine uçup gitmişler. Az sonra beyaz güvercin gelmiş. Kız sevgili güvercinini yeniden görünce neler hissetmiş! Ama güvercin delikanlıya dönüşüp karşısında bir dolunay gibi parlayınca kız nerede olduğunu bilememiş, gözünü onun parlak yüzünden ayıramamış. Delikanlı yine dolabı açıp yüzüğü, bileziği ve dantel mendili çıkarmış: "Ah yüzük, güzel bir parmakta ne mutlusun! Ah bilezik, güzel bir kolda ne mutlusun!" Mendille gözyaşlarını silince kızın yüreği parçalanacak gibi olmuş ve parmaklarıyla dolabın kapısına vurmuş.

Delikanlı kapıyı açınca karşısında gönlünün sevgilisini görmüş. Sevinci öyle büyükmüş ki neredeyse acıya dönmüş. Kıza perilerin sarayına nasıl geldiğini sormuş. Kız yolculuğunu ve sevdasından nasıl hastalandığını anlatmış. Delikanlı da ona kendisinin de bir insanoğlu olduğunu, ama daha üç günlükken perilerin onu kaçırıp bu saraya getirdiğini ve kendilerine padişah yaptıklarını anlatmış. Bütün gün onlarla birlikteymiş ve yirmi dört saatte kendine ait yalnızca iki saati varmış. "Burada kalabilirsin ama akşama doğru saklanmalısın," demiş, "kırk peri seni benimle görürse sana kötülük ederler. Yarın sana annemin evini göstereceğim. Orada huzur içinde yaşarsın, ben de yirmi dört saatin iki saatinde yanında olurum."

Ertesi gün perilerin padişahı kızı alıp annesinin evini göstermiş. "Oraya gidince Bahtiyar Bey'in hatırına seni kabul etmelerini iste. Annem benim adımı duyunca seni geri çevirmez." Kız eve gidip kapıyı çalmış. Yaşlı bir kadın açmış; kızı görüp oğlunun adını duyunca gözyaşlarına boğulmuş ve onu içeri almış. Kız orada uzun süre kalmış. Bahtiyar Bey her gün iki saatliğine kuş olup gelir, onunla konuşurmuş. Bir gün bir köşede sessizce nikâhlanmışlar, çok geçmeden de bir oğulları olmuş. Ama yaşlı kadın ne oğlunun eve geldiğini biliyormuş ne de torununu.

Bir gün kuş gelip pencerenin pervazına konmuş: "Ey sultanım, bizim küçük fidanımız ne yapıyor?" Kız, "Küçük fidanımıza bir şey olmadı, ama Bahtiyar'ın gelmesini bekliyor," demiş. "Ah, annem bilseydi en güzel odasını açardı," diye iç çekmiş delikanlı. Sonra odaya uçup insana dönüşmüş ve karısını, küçük oğlunu kucaklamış. İki saat dolunca biraz titreşmiş ve küçük bir güvercin olup pencereden uçmuş.

Ama anne oğlunun sesini duymuş ve sevincini zor zapt etmiş. Hemen gelinine koşmuş, onu sevip okşamış, en güzel odasına götürmüş ve oğlunun gelişi için her şeyi hazırlamış. Kırk perinin oğlunu çaldığını biliyormuş ve onu nasıl geri alacağını düşünmüş. "Oğlum yarın geldiğinde onu vaktinden fazla tut," demiş geline, "gerisini bana bırak."

Ertesi gün kuş pencereye uçmuş, ama kız odada yokmuş. Daha güzel odaya uçmuş: "Ey sultanım, bizim küçük fidanımız ne yapıyor?" "Küçük fidanımıza bir şey olmadı, ama Bahtiyar'ın gelmesini bekliyor." Kuş odaya girip insana dönüşmüş ve karısıyla konuşmaya, çocuğuyla oynamaya öyle dalmış ki zamanın nasıl geçtiğini hiç anlamamış.

Peki yaşlı kadın bu arada ne yapıyormuş? Evin önünde kırk güvercinin arada bir konduğu büyük bir servi ağacı varmış. Yaşlı kadın ağacın bütün dallarına uyku otundan, haşhaştan ve mis kokulu otlardan örülmüş çelenkler asmış ve ağacın dibinde uyku tütsüsü yakmış. Akşama doğru Bahtiyar Bey'in iki saati dolunca kırk güvercin padişahlarını aramaya gelmiş ve servi ağacına konmuş. Ama ayakları dallara değer değmez o kokuyla öyle derin bir uykuya dalmışlar ki birer birer yere süzülmüşler ve kırk gün kırk gece uyanmamışlar. Kırk gün geçince de padişahlarını tamamen unutup kendi ülkelerine uçup gitmişler.

Bu arada delikanlı birden zamanı hatırlamış ve sarayından bu kadar geç çıkınca büyük bir korkuya kapılmış. Sağına bakmış, soluna bakmış; servi ağacının dibine bakınca kırk güvercinin uyuduğunu görmüş. Şimdi sevinci, az önceki korkusu kadar büyük olmuş. Önce karısının boynuna sarılmış, sonra koşup annesini kucaklamış; perilerin elinden kurtulduğu için sevincinin sınırı yokmuş.

Sonra öyle bir şölen vermişler ki kırk gün geçtiği halde bitirememişler. Padişah da kızını ve torununu görmeye gelmiş, Bahtiyar Bey'i bağrına basmış. Böylece gönüllerince yemişler, içmişler ve büyük bir sevinçle sevinmişler. Biz de gönlümüzün dileklerine kavuşalım, güzel yiyip içelim! Gökten üç elma düşmüş: biri anlatana, biri dinleyene, biri de annesini sırtında taşıyan iyi yürekli Keloğlan'a.

Masal burada bitti. İyi uykular.

Başka bir masal

Kırk Perinin Padişahı, Anadolu halk masalı kaynaklı bir çocuk masalıdır; 6-11 yaş çocuklar için uygundur ve yaklaşık 10 dakikada okunur. Masal Merkezi'nde bu masalı ücretsiz okuyabilir, arka planda ninni ya da doğa sesi açabilir, favorilerinize ekleyebilirsiniz. Benzer masallar için Türk Halk Masalları kategorisine göz atın.

Üye ol, favorilerin ve okudukların her cihazda seninle gelsin.