İçeriğe geç
Masal Merkezi
Üç Portakal Peri
Görseller semboliktir
Anadolu halk masalı

Üç Portakal Peri

Bir ihtiyarın bedduasıyla şehzade, kuyu başında üç portakalın perisini arar.

5 dakika 5-10 yaş 1 okunma
Read this tale in English
Okuma

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde bir padişahın tek bir oğlu varmış. Şehzade çok şımarıkmış. Bir gün saray bahçesinde oynarken yaşlı bir kadın elinde testiyle çeşmeden su alıyormuş. Şehzade bir taş atmış ve kadının testisi kırılmış. Yaşlı kadın şehzadeye bakmış ve, "Oğul, üç portakal perisinin aşkına düşesin de onu bulana kadar rahat yüzü görmeyesin!" demiş.

Şehzade bu sözü duymuş ama önemsememiş. Ama o günden sonra içinde garip bir hüzün başlamış. Ne yer ne içer olmuş, gün geçtikçe sararıp solmuş. Padişah hekimler getirtmiş ama hiçbiri derde çare bulamamış. Sonunda şehzade babasına, "Babacığım, ben üç portakal perisini bulmalıyım. Yoksa iyileşemem," demiş. Padişah çaresiz kalmış ve oğluna izin vermiş.

Şehzade yola çıkmış. Dağlar aşmış, ovalar geçmiş. Sonunda bir dev anasının evine varmış. Dev anası kocaman bir kadınmış. Bir memesi omzunda, öbürü belindeymiş. Şehzade arkasından gidip onun memesini emmiş. Dev anası, "Oğlum oldun, sana dokunmam. Yoksa seni bir lokmada yutardım," demiş. Şehzade ona derdini anlatmış. Dev anası, "Üç portakal perisini benim oğullarım bilir. Ama oğullarım gelince seni yemesinler, seni saklayayım," demiş ve onu bir süpürgeye çevirip kapının arkasına koymuş.

Dev oğulları gelince annelerine, "Burada insan kokusu var," demişler. Anneleri, "Size bir kardeş geldi, onu yemeyeceğinize söz verin," demiş. Devler söz vermişler. Anneleri şehzadeyi yeniden insan yapmış. Büyük dev şehzadeye yolu anlatmış: "Dağların arasında bir bahçe var. Bahçenin kapısında bir dev bekler. Gözleri açıksa uyuyordur, kapalıysa uyanıktır. Bahçede bir portakal ağacı var, üstünde üç portakal. Onları koparınca hemen kaç ve bir çeşmenin başına gelmeden açma."

Şehzade bahçeye varmış, devin gözlerinin açık olduğunu görmüş ve gizlice içeri girmiş. Ağaçtan üç portakalı koparıp kaçmış. Ama yolda çok susamış ve dayanamayıp bir portakalı açmış. Portakalın içinden ay gibi güzel bir kız çıkmış: "Su, su!" demiş. Şehzadenin yanında su yokmuş ve kız bir anda kaybolmuş. Şehzade çok üzülmüş. Biraz daha gidince yine dayanamamış ve ikinci portakalı açmış. İçinden yine güzel bir kız çıkmış, "Su, su!" demiş ve o da su bulunamayınca kaybolmuş.

Şehzade bu kez sabretmiş ve üçüncü portakalı bir çeşmenin başına gelene kadar açmamış. Çeşmenin başına gelince portakalı açmış. İçinden üçünden de güzel bir kız çıkmış: "Su, su!" Şehzade hemen çeşmeden su verip kızın susuzluğunu gidermiş. Kız ona gülümsemiş ve, "Sen benim kurtarıcımsın," demiş. Şehzade de kızla evlenmeye söz vermiş.

Şehzade kızı çeşmenin başındaki bir ağacın üstüne çıkarmış. "Sen burada bekle, ben saraya gidip seni almak için alay getireceğim," demiş ve gitmiş. O sırada kötü kalpli bir halayık çeşmeye su almaya gelmiş. Suya baktığında ağaçtaki kızın yansımasını görmüş ve kendi yüzü sanmış: "Ben bu kadar güzelmişim de neden su taşıyorum?" demiş ve testiyi kırmış. Sonra yukarı bakıp kızı görmüş. Kıskançlığa kapılmış ve kızın yanına çıkmış. "Saçlarını tarayayım," deyip kızın başına bir iğne batırmış. Kız bir kuşa dönüşüp uçup gitmiş. Halayık da kızın yerine ağaca oturmuş.

Şehzade alayla gelince ağaçta halayığı görmüş. "Sen ne oldun böyle?" diye sormuş. Halayık, "Güneş beni yaktı," demiş. Şehzade üzülmüş ama sözünü tutmak için onu saraya götürmüş ve düğün hazırlıklarına başlamış. O sırada sarayın bahçesine bir kuş gelmiş ve her gün şehzadenin penceresinde ötmeye başlamış. Halayık kuşun kim olduğunu anlamış ve onu yakalatıp ortadan kaldırtmış. Kuşun kanının damladığı yerde bir servi ağacı bitmiş.

Halayık serviyi de kestirmiş ve odunları ocakta yaktırmış. Ama bir yaşlı kadın bir odun parçasını alıp evine götürmüş. Yaşlı kadın her sabah evden çıkınca eve geldiğinde evinin süpürülmüş, yemeklerinin pişmiş olduğunu görmüş. Bir sabah gizlice saklanıp beklemiş ve odun parçasından güzel bir kızın çıktığını görmüş. Kızı yakalamış ve kız ona hikâyesini anlatmış. Yaşlı kadın kızı kendi kızı gibi saklamış.

Bir gün şehzade ava çıkmış ve yolda yaşlı kadının evine uğramış. Kız ona bir tas su getirmiş. Şehzade kızı görünce gözlerine inanamamış: "Sen kimsin?" Kız ona bütün hikâyesini anlatmış. Şehzade kızın çeşmedeki portakal perisi olduğunu anlamış. Onu saraya götürmüş, halayığın yalanını ortaya çıkarmış. Halayık saraydan kovulmuş.

Şehzade portakal perisiyle evlenmiş ve kırk gün kırk gece düğün yapılmış. Yaşlı kadını da saraya almışlar. Bir gün şehzade, testisini kırdığı yaşlı kadını bulmuş ve ondan özür dilemiş; ona da sarayda bir ev vermiş. Yaşlı kadın gülümsemiş: "Oğul, beddua ettim ama sana sabrı ve gerçek sevgiyi öğrettim."

Gökten üç elma düşmüş: biri anlatana, biri dinleyene, biri de sabırla su çeşmesine kadar bekleyen şehzadeye.

Masal burada bitti. İyi uykular.

Başka bir masal

Üç Portakal Peri, Anadolu halk masalı kaynaklı bir çocuk masalıdır; 5-10 yaş çocuklar için uygundur ve yaklaşık 5 dakikada okunur. Masal Merkezi'nde bu masalı ücretsiz okuyabilir, arka planda ninni ya da doğa sesi açabilir, favorilerinize ekleyebilirsiniz. Benzer masallar için Türk Halk Masalları kategorisine göz atın.

Üye ol, favorilerin ve okudukların her cihazda seninle gelsin.