Yılan Şehzade
Yılan kılığındaki şehzadeyle evlenen fakir kız, sabrıyla büyüyü çözer.
Bir varmış bir yokmuş, bir padişahın hiç çocuğu olmuyormuş. Padişah ile padişahın karısı her gün dua ederlermiş: "Allah'ım, bize bir çocuk ver, yılan da olsa razıyız." Sonunda dualar kabul olmuş ve padişahın karısı bir oğul doğurmuş. Ama oğul bir yılan olarak dünyaya gelmiş.
Padişah ile karısı çok üzülmüşler ama yılan oğullarını çok sevmişler. Onu sarayın en güzel odasında büyütmüşler. Yılan şehzade büyüdükçe konuşmaya başlamış, insan gibi düşünmüş. Ama görünüşü yılanmış. Şehzade evlenme çağına gelince padişaha, "Babacığım, beni evlendir," demiş. Padişah çok şaşırmış: "Oğlum, senin gibi bir yılanla kim evlenir?" Şehzade, "Beni evlendirmezsen sarayı başına yıkarım," demiş.
Padişah ülkenin dört bir yanına haber salmış. Kızlar korkudan gelmek istememiş. Sonunda birkaç kız zorla getirilmiş, ama yılan şehzade her birini korkutmuş ve kızlar kaçmışlar. Padişah çok üzülmüş. O ülkede yoksul bir oduncunun kızı varmış. Kızın annesi ölmüş, üvey annesi ona hep kötü davranırmış. Üvey anne, "Bu kızı yılan şehzadeye verelim, kurtulalım," demiş ve kızı saraya göndermiş.
Kız çok korkmuş ve gece annesinin mezarının başına gidip ağlamış. Rüyasında annesi ona görünmüş ve şöyle demiş: "Kızım, korkma. Düğün gecesi yedi kat elbise giy. Yılan şehzade sana 'Bir kat çıkar' derse, sen de ona 'Sen de bir kat deri çıkar' de. Böyle yedi kez devam edin. Sonra bir kova süt ile onu yıka ve bir kat kuru yonca ile kurula."
Düğün gecesi kız annesinin dediği gibi yedi kat elbise giymiş. Yılan şehzade odaya girince, "Kız, bir kat elbiseni çıkar," demiş. Kız, "Sen de bir kat derini çıkar," demiş. Yılan şehzade şaşırmış ama bir kat derisini çıkarmış. Kız da bir kat elbisesini çıkarmış. Bu yedi kez tekrarlanmış. Yedinci kez derisini çıkarınca yılan şehzadenin içinden ay parçası gibi yakışıklı bir delikanlı çıkmış. Kız onu sütle yıkamış, kuru yonca ile kurulamış.
Şehzade kıza teşekkür etmiş: "Sen benim büyümü bozdun. Doğduğumdan beri bu yılan derisinin içindeydim. Ama sakın bunu kimseye söyleme. Eğer sırrımı söylersen beni kaybedersin." Sabah padişah ile karısı odaya geldiklerinde yakışıklı bir delikanlı görmüşler ve sevinçten ağlamışlar. Ama şehzade geceleri yılan derisine, gündüzleri insan kılığına girmeye devam etmiş.
Kızın üvey annesi ve üvey kız kardeşi bunu duyunca kıskançlıktan çatlamışlar. Bir gün kızın yanına gelmişler ve onu kandırıp şehzadenin sırrını öğrenmişler. Sonra bu sırrı saraya yaymışlar. O gece şehzade çok üzülmüş: "Sana sırrımı kimseye söyleme demiştim. Artık gitmeliyim. Beni ancak demir çarıklar ve demir asa ile, onlar eskiyene kadar arayarak bulabilirsin." Ve bir güvercine dönüşüp uçup gitmiş.
Kız çok ağlamış ama vazgeçmemiş. Demir çarıklar giymiş, eline demir bir asa almış ve şehzadeyi aramaya çıkmış. Dağlar, ovalar, çöller aşmış. Yıllarca yürümüş; demir çarıkları delinmiş, demir asası incelmiş. Sonunda bir çeşmenin başına varmış ve orada dinlenmiş. Çeşmeye su almaya gelen bir hizmetçi kız ona dev anasının sarayından geldiğini söylemiş.
Kız dev anasının sarayına gitmiş. Dev anası ona acımış ama, "Şehzadeyi devlerin sarayında tutuyorlar. Onu kurtarmak istiyorsan bana üç iş yapacaksın," demiş. İlk iş, karışık buğday, arpa ve darıyı bir gecede ayırmakmış. Kız ağlarken bir karınca sürüsü gelmiş ve tahılları ayırmış. İkinci iş, kırk kova suyu bir elekle taşımakmış. Kız ağlarken bir kurbağa gelmiş ve eleğin deliklerini çamurla kapatmayı göstermiş. Üçüncü iş, devin kız kardeşinden bir kutu almakmış ama kutuyu yolda açmamakmış. Kız kutuyu açmadan getirmiş.
Dev anası kızın sabrına ve sadakatine hayran kalmış. Ona şehzadenin nerede olduğunu söylemiş. Kız gizlice şehzadenin odasına girmiş ve onu uyuyor bulmuş. Şehzade uyanınca kızı karşısında görmüş ve gözlerine inanamamış: "Demir çarıkların eskidi mi?" Kız ayaklarını göstermiş; çarıklar delik deşik olmuş. Şehzade kızı kucaklamış: "Sen sabrınla ve sevginle büyüyü tamamen bozdun. Artık hiçbir zaman yılan olmayacağım."
İkisi birlikte saraya dönmüşler. Padişah ile karısı oğullarını ve gelinlerini görünce çok sevinmişler. Üvey anne ve üvey kız kardeş yaptıklarından utanıp başka bir ülkeye gitmişler. Şehzade ile kız kırk gün kırk gece düğün yapmışlar ve ömürlerinin sonuna kadar mutlu yaşamışlar.
Gökten üç elma düşmüş: biri anlatana, biri dinleyene, biri de demir çarıklar eskiyene kadar sevdiğini arayan kıza.
Masal burada bitti. İyi uykular.
Yılan Şehzade, Anadolu halk masalı kaynaklı bir çocuk masalıdır; 5-10 yaş çocuklar için uygundur ve yaklaşık 5 dakikada okunur. Masal Merkezi'nde bu masalı ücretsiz okuyabilir, arka planda ninni ya da doğa sesi açabilir, favorilerinize ekleyebilirsiniz. Benzer masallar için Türk Halk Masalları kategorisine göz atın.
Üye ol, favorilerin ve okudukların her cihazda seninle gelsin.

