İçeriğe geç
Masal Merkezi
Boğaç Han
Görseller semboliktir
Dede Korkut

Boğaç Han

Dirse Han'ın oğlu, azgın boğayı yenerek adını alır: Boğaç.

6 dakika 6-11 yaş 1 okunma
Read this tale in English
Okuma

Bir zamanlar Oğuz'un büyük hanı Bayındır Han her yıl büyük bir şölen verirmiş. Bu şölende Oğuz beylerini üç ayrı otağa yerleştirirmiş. Oğlu olanları ak otağa, kızı olanları kızıl otağa, hiç çocuğu olmayanları da kara otağa oturturmuş. Kara otağa kara keçe döşenir, önlerine kara koyun yahnisi konurmuş. "Oğlu kızı olmayanı Tanrı kargımıştır, biz de kargırız," denirmiş.

Dirse Han adında yiğit bir bey varmış. Hiç çocuğu yokmuş. Bir gün şölene gelmiş ve hizmetkârlar onu kara otağa götürmüşler. Dirse Han çok kırılmış: "Benim ne eksiğim var ki beni kara otağa oturtuyorsunuz?" demiş. "Senin oğlun kızın yok," demişler. Dirse Han öfkeyle ve üzüntüyle evine dönmüş.

Karısına olanları anlatmış. Karısı ona şöyle öğüt vermiş: "Kalk yerinden, otağını kur, at aygır, deve buğra, koyun koç kestir. İç Oğuz'un, Dış Oğuz'un beylerini topla. Açları doyur, çıplakları giydir, borçluyu borcundan kurtar. Tepe gibi et yığ, göl gibi kımız sağdır. Büyük şölen ver, dilek dile. Ola ki Tanrı bize bir oğul verir." Dirse Han karısının dediğini yapmış. Büyük bir şölen vermiş, beyler ellerini kaldırıp dua etmişler. Çok geçmeden Dirse Han'ın bir oğlu olmuş.

Oğlan büyümüş, on beş yaşına gelmiş. Bir gün Bayındır Han'ın bir boğası ile bir devesi varmış. Yılda iki kez bunları güreştirirlermiş. Boğa öyle güçlüymüş ki taşa boynuz vursa taşı un gibi ederermiş. Bir gün Dirse Han'ın oğlu üç oğlanla meydanda aşık oynarken boğa serbest bırakılmış. Herkes kaçmış ama Dirse Han'ın oğlu kaçmamış. Boğa ona doğru gelince oğlan yumruğuyla boğanın alnına vurmuş, boğa geri geri gitmiş. Oğlan boğanın alnına dayanmış, bir süre itişmişler. Sonunda oğlan bir yana çekilmiş, boğa yere yıkılmış ve oğlan onun işini bitirmiş.

Dede Korkut gelmiş ve oğlana ad vermiş: "Bu oğlan Bayındır Han'ın meydanında boğa öldürdü. Adı Boğaç olsun. Adını ben verdim, yaşını Tanrı versin." Dirse Han oğluna beylik vermiş, taht vermiş. Boğaç Han kırk yiğitle birlikte yaşamaya başlamış.

Ama Dirse Han'ın kırk yiğidi Boğaç'ı kıskanmışlar. Aralarında konuşmuşlar: "Bu oğlan bizi babasına kötüleyecek, bizim yerimizi alacak. Ondan önce biz onu kötüleyelim." Dirse Han'ın yanına gidip yalan söylemişler: "Oğlun kötü yola düştü. Senin yanına gelip sana saygısızlık yapıyor, halkı incitiyor." Dirse Han önce inanmamış, ama kırk yiğit öyle çok tekrar etmişler ki sonunda öfkelenmiş.

Bir av sırasında kırk yiğit Dirse Han'ı oğluna karşı kışkırtmış. Dirse Han öfkeyle yayını gerip oğluna bir ok atmış. Ok Boğaç'ın omzuna saplanmış ve Boğaç atından düşmüş. Dirse Han oğlunu yerde bırakıp evine dönmüş. Boğaç orada kanlar içinde yatarken boz atlı Hızır gelmiş, yarasını üç kez sıvazlamış ve demiş ki: "Oğlan, sana bu yaradan ölüm yoktur. Dağ çiçeği ile ananın sütü sana merhem olsun." Ve kaybolmuş.

Boğaç'ın annesi oğlunun eve dönmediğini görünce Dirse Han'a sormuş: "Oğlum nerede?" Dirse Han cevap verememiş. Annesi kırk ince belli kızla birlikte atına binip oğlunu aramaya çıkmış. Dağlarda, ırmak kıyılarında aramış ve sonunda oğlunu yaralı halde bulmuş. Boğaç annesine, "Ağlama ana, boz atlı Hızır geldi, dağ çiçeği ile ananın sütü merhemdir dedi," demiş. Annesi kızlarıyla dağ çiçeği toplamış, kendi sütünü sağmış, bunları karıştırıp oğlunun yarasına sürmüş. Kırk günde Boğaç'ın yarası iyileşmiş.

Bu sırada kırk yiğit, Boğaç'ın iyileştiğini öğrenince korkmuşlar. Babası Boğaç'ı bulursa onların yalanı ortaya çıkacakmış. Dirse Han'ı yakalayıp ellerini bağlamışlar ve onu düşman ülkesine götürmeye başlamışlar. Annesi bunu Boğaç'a haber vermiş: "Oğul, babana kıyanlar, şimdi onu düşmana götürüyorlar. Kalk, babanı kurtar." Boğaç annesine, "Ana, babam bana ok attı ama o benim babam. Onu kurtaracağım," demiş.

Boğaç kırk yiğidiyle birlikte atına binmiş ve babasını götürenlerin peşine düşmüş. Kırk yiğit Boğaç'ı görünce kim olduğunu anlamamışlar ve Dirse Han'a, "Bize bir atlı geliyor, o kim?" diye sormuşlar. Dirse Han, "Bırakın gideyim, onu konuşturayım," demiş. Babası oğlunu tanımamış ama oğlu babasını tanımış. Boğaç kılıcını çekip kırk yiğidin üstüne yürümüş. Bir kısmını yere sermiş, bir kısmını kaçırmış ve babasının bağlarını çözmüş.

Dirse Han oğlunu tanıyınca gözyaşlarına boğulmuş, ona sarılmış: "Oğul, ben sana ok attım, sen beni kurtardın!" Boğaç, "Baba, seni kandırdılar. Sen benim babamsın," demiş. Baba oğul birlikte evlerine dönmüşler. Annesi ikisini görünce sevinçten ağlamış. Bayındır Han bunu duyunca Boğaç'a beylik ve taht vermiş.

Dede Korkut gelmiş, kopuzunu çalmış ve şöyle demiş: "Baba adını yaşatan oğul iyidir. Ana sütü merhemdir, babanın hatırı yücedir. Yalan söyleyen dil kurusun, kıskanç yürek yansın." Ve dua etmiş: "Yerli kara dağların yıkılmasın, gölgeli ağacın kesilmesin, Ak sakallı babanın yeri uçmak olsun, ak saçlı ananın yeri cennet olsun."

Bu hikâye bize şunu söyler: Yalancıların sözüne inanmadan önce gerçeği aramak gerekir. Ve gerçek yiğitlik, kendisine haksızlık eden babasını bile bağışlayıp kurtarabilmektir. Bir ananın sevgisi en derin yarayı bile iyileştirir.

Masal burada bitti. İyi uykular.

Başka bir masal

Boğaç Han, Dede Korkut kaynaklı bir çocuk masalıdır; 6-11 yaş çocuklar için uygundur ve yaklaşık 6 dakikada okunur. Masal Merkezi'nde bu masalı ücretsiz okuyabilir, arka planda ninni ya da doğa sesi açabilir, favorilerinize ekleyebilirsiniz. Benzer masallar için Türk Halk Masalları kategorisine göz atın.

Üye ol, favorilerin ve okudukların her cihazda seninle gelsin.