Keloğlan ile Kızan Kaybeder
Cimri ağa, "kızan kaybeder" şartıyla işçi tutar; ağabeyini ağlatan ağaya Keloğlan sabırla ders verir.
Evvel zaman içinde bir köyde çok cimri bir ağa varmış. Ağa işçilerini bir şartla tutarmış: "Bir yıl bende çalışacaksın. Bu bir yıl içinde kim kızarsa kaybeder. Ben kızarsam sana bir kese altın veririm. Sen kızarsan bir yıllık emeğin boşa gider, eli boş dönersin." Sonra işçilere öyle işler verir, öyle sözler söylermiş ki herkes bir gün mutlaka kızarmış. Ağa da bir yıllık işi parasız yaptırırmış.
Keloğlan'ın ağabeyi Hasan bu ağanın yanında çalışmaya gitmiş. Ağa ona, "Bu sabah ekmeğini ye ama ekmek bütün kalsın," demiş. Hasan şaşırmış. Akşam ağa ona yemek vermemiş, "Dağdaki koyunları getir ama yürümeden," demiş. Hasan sonunda dayanamamış, "Bu ne biçim iş!" diye bağırmış. Ağa sırıtmış: "Kızdın! Kaybettin!" Hasan eli boş, ağlayarak eve dönmüş.
Keloğlan ağabeyini öyle görünce, "Şimdi sıra bende," demiş ve ağanın kapısını çalmış. "Ağa, bana iş var mı? Aynı şartla çalışırım. Ama bir şartım daha var: Sen kızarsan iki kese altın vereceksin." Ağa güvenle kabul etmiş: "Bu kel oğlan bir haftaya kalmaz kızar."
Ertesi sabah ağa, "Keloğlan, ekmeğini ye ama ekmek bütün kalsın," demiş. Keloğlan ekmeğin ortasını bir delikten oyup yemiş, kabuğu bütün kalmış. "Ekmeğim bütün ağa," demiş. Ağa bir şey diyememiş. "Dağdaki koyunları getir ama yürümeden," demiş. Keloğlan ağanın atına binip dağa gitmiş, koyunları getirmiş. "Hiç yürümedim ağa." Ağa'nın yüzü kızarmış ama kendini tutmuş.
Ağa bu kez Keloğlan'a, "Tarlayı sür, ama dümdüz sür, köpeğim nereye giderse oradan sür," demiş. Köpek tarlanın bir ucundan öbür ucuna zıplamış, sonunda ağanın bahçesindeki gül fidanlarının arasına girmiş. Keloğlan sabanını köpeğin peşinden sürmüş ve ağanın gül bahçesini baştan başa sürmüş. Ağa koşup gelmiş: "Ne yaptın sen?" Keloğlan sakince sormuş: "Ağa, yoksa kızdın mı?" Ağa yutkunmuş: "Yok yok, kızmadım. Gül zaten budanacaktı."
Ağa bir gün, "Keloğlan, ahırı temizle ama içindekileri çıkarmadan," demiş. Keloğlan ahırın duvarını yıkıp ahırı rüzgâra açmış; içerisi tertemiz olmuş. Ağa yine kızmak üzereymiş. Keloğlan sormuş: "Ağa, kızdın mı?" "Yok, ahırın havalanması iyi oldu."
Ağa artık ne yapacağını bilemez olmuş. Karısıyla konuşmuşlar: "Bu kel oğlan bizi batıracak. Ondan kurtulmalıyız." Bir plan yapmışlar: Gece guguk kuşu gibi ötecekler, Keloğlan da şart gereği bir yıl dolmuş sanıp gidecekmiş. Çünkü anlaşmada "Guguk kuşu ötünce yıl biter" diye bir söz varmış. Gece ağanın karısı bir ağaca çıkıp "Guguk! Guguk!" diye ötmeye başlamış.
Keloğlan anlamış ama bozuntuya vermemiş. "Ne güzel ötüyor bu kuş. Bir de kanatlarını görsem," deyip ağacın dalını hafifçe sallamış. Ağanın karısı korkudan dala sımsıkı sarılmış, sonra yavaşça kayarak inmiş. Ağa bunu görünce artık dayanamamış: "Yeter be kel oğlan! Beni çıldırttın!" diye bağırmış.
Keloğlan gülümsemiş: "Ağa, kızdın. Şart şarttır. İki kese altın." Ağa mecburen iki kese altın vermiş. Keloğlan bir keseyi ağabeyine, öbürünü de ağanın yanında yıllardır parasız çalışıp eli boş dönen işçilere dağıtmış. Ağaya da şöyle demiş: "Ağa, kızan kaybeder ama asıl kaybeden, başkasının emeğini çalandır."
Ağa o günden sonra bir daha kimseye haksız şart koymamış. İşçilerine hakkını vermiş. Gökten üç elma düşmüş: biri anlatana, biri dinleyene, biri de sabrıyla kazanan Keloğlan'a.
Masal burada bitti. İyi uykular.
Keloğlan ile Kızan Kaybeder, Keloğlan masalı kaynaklı bir çocuk masalıdır; 6-11 yaş çocuklar için uygundur ve yaklaşık 4 dakikada okunur. Masal Merkezi'nde bu masalı ücretsiz okuyabilir, arka planda ninni ya da doğa sesi açabilir, favorilerinize ekleyebilirsiniz. Benzer masallar için Türk Halk Masalları kategorisine göz atın.
Üye ol, favorilerin ve okudukların her cihazda seninle gelsin.
