İçeriğe geç
Masal Merkezi
Altın Saçlı Çocuklar
Görseller semboliktir
Anadolu halk masalı

Altın Saçlı Çocuklar

Alnında ay ve yıldız olan altın saçlı ikizler, kıskanç teyzelerinin hilesiyle annelerinden ayrılır; yıllar sonra peri kraliçesinin yardımıyla kavuşurlar.

6 dakika 6-11 yaş 0 okunma
Read this tale in English
Okuma

Evvel zaman içinde bir padişah, bir gece şehrinde hiçbir evde ışık yakılmamasını emretmiş. O gece kılık değiştirip sokaklarda dolaşmaya çıkmış. Bir evin penceresinden ince bir ışığın sızdığını görmüş. Yaklaşıp kulak vermiş. İçeride üç kız kardeş mum ışığında dikiş dikiyormuş ve aralarında konuşuyorlarmış.

Büyük kız, "Eğer padişah benimle evlense, ona bir halı dokurum, bütün ordusu üstüne oturur da yine yer kalır," demiş. Ortanca kız, "Eğer padişah benimle evlense, ona bir çadır dikerim, bütün ordusu altına girer de yine yer kalır," demiş. En küçük kız da gülümseyerek, "Eğer padişah benimle evlense, ona altın saçlı iki çocuk doğururum; oğlanın alnında ay, kızın alnında yıldız olur," demiş.

Ertesi sabah padişah üç kızı da saraya getirtmiş. Büyük kızı aşçıbaşıyla, ortanca kızı da başka bir bey ile evlendirmiş; en küçük kızı ise kendisi almış. Büyük kız halıyı dokuyamamış, ortanca kız çadırı dikememiş. Ama en küçük kız bir süre sonra çocuk beklemeye başlamış. Bu iki ablayı kıskançlıktan çıldırtmış.

Doğum vakti gelince padişah sefere çıkmak zorunda kalmış. Kraliçe gerçekten altın saçlı ikiz doğurmuş: Oğlanın alnında ay, kızın alnında yıldız parlıyormuş. Ama iki abla, kötü kalpli bir ebe kadınla anlaşıp bebekleri alıp götürmüşler ve yerlerine iki köpek yavrusu koymuşlar. Padişaha da, "Kraliçe iki köpek yavrusu doğurdu," diye haber göndermişler.

Padişah çok üzülmüş ve kızmış. Karısını sarayın bir kulesine kapattırmış. Ebe kadın ise ikiz bebekleri bir sandığa koyup ırmağa bırakmış. Sandık ırmakta yüzmüş yüzmüş ve bir değirmenin önünde takılıp kalmış. Değirmencinin keçisi sandığın yanına gelmiş; bebeklerin ağladığını duyunca onları emzirmiş. Sonra değirmenci ile karısı sandığı bulmuşlar. Çocukları olmayan bu yaşlı çift bebekleri görünce çok sevinmişler ve onları kendi çocukları gibi büyütmüşler. Keçi de her gün gelip onları emzirmiş.

Yıllar geçmiş, çocuklar büyümüş. Oğlan alnındaki ayı ve kız alnındaki yıldızı bir bezle örterlermiş, çünkü yaşlı değirmenci onlara, "Bu işaretleri kimseye gösterme," demiş. Bir gün çocuklar şehre inmişler; oğlan saray bahçesinin yanından geçerken padişah onu görmüş. Delikanlının yüzündeki asaleti çok beğenmiş, onu sarayına çağırmış, onunla sohbet etmiş ve ona karşı içinde garip bir sevgi duymuş.

Ama kötü ebe kadın da delikanlıyı görmüş ve onun kim olduğunu anlamış. İki ablaya haber vermiş. Üçü birden korkmuşlar; eğer gerçek ortaya çıkarsa başlarına iş açılacakmış. Ebe kadın bir gün kılık değiştirip delikanlının kız kardeşinin yanına gitmiş: "Ne güzel kızsın sen, ama bir şey eksik. Dünyanın öbür ucunda, Peri Kraliçesi'nin bahçesinde bir dal var; o dalı evine koyan her şeye kavuşur. Ağabeyin sana onu getirse ne güzel olur." Kız ağabeyine yalvarmış, ağabey de kız kardeşi için yola çıkmış.

Delikanlı yolda bir dev anasına rastlamış. Dev anası ona acımış ve yol göstermiş: "Bahçenin kapısında iki dev bekler. Gözleri açıksa uyuyorlardır, gir. Dalı al, arkana bakmadan çık." Delikanlı dalı alıp dönmüş. Ebe kadın bu sefer kızı bir aynaya kandırmış: "Peri Kraliçesi'nin bir aynası var, bütün dünyayı gösterir." Delikanlı yine yola çıkmış, dev anasının öğüdüyle aynayı da getirmiş.

Sonunda ebe kadın kıza, "Bunların hepsi Peri Kraliçesi'nin kendisi gelmeden bir işe yaramaz," demiş. Delikanlı üçüncü kez yola çıkmış. Dev anası ona, "Bu sefer çok zor oğul. Peri Kraliçesi'nin bahçesine giren herkes taşa döner. Ama sen yine de git. Kraliçe'nin adını üç kez söyle, belki seni duyar," demiş. Delikanlı bahçeye girmiş ama adını söylemeye fırsat bulamadan bacaklarından başlayarak taşa dönmeye başlamış. Taş beline kadar gelmiş, göğsüne kadar gelmiş. Son nefesiyle bağırmış: "Peri Kraliçesi! Peri Kraliçesi! Peri Kraliçesi!"

Peri Kraliçesi sesi duymuş ve bahçeye inmiş. Delikanlının yarı taş halini ve alnındaki parlayan ayı görünce ona acımış. Bir bardak hayat suyunu üstüne serpmiş ve delikanlı yeniden canlanmış. Sonra bahçedeki bütün taşlara da serpmiş; yüzlerce şehzade, bey ve yiğit de taştan kurtulmuş. Peri Kraliçesi delikanlıya, "Senin cesaretini ve kardeşine olan sevgini gördüm. Seninle geleceğim," demiş.

Delikanlı Peri Kraliçesi ile birlikte eve dönmüş. Peri Kraliçesi bir sabah padişahı ve bütün saray halkını davet etmiş. Herkesin önünde delikanlıya ve kız kardeşine, "Başınızdaki örtüleri çıkarın," demiş. Çocuklar örtülerini çıkarınca alınlarındaki ay ve yıldız sarayı gün gibi aydınlatmış. Peri Kraliçesi padişaha gerçeği anlatmış: Kıskanç ablaların ve kötü ebe kadının yaptıklarını, çocukların sandıkla ırmağa bırakıldığını, keçinin onları nasıl emzirdiğini.

Padişah gözyaşları içinde çocuklarına sarılmış. Hemen kuleye koşup karısını kurtarmış ve ondan af dilemiş. Kıskanç ablalar ve kötü ebe kadın ülkeden sürülmüş. Değirmenci ile karısı da saraya alınmış, onlara en güzel köşk verilmiş; o sadık keçi de sarayın bahçesinde ömrünün sonuna kadar en taze otlarla beslenmiş. Delikanlı Peri Kraliçesi ile evlenmiş. Kırk gün kırk gece düğün yapılmış.

Gökten üç elma düşmüş: biri anlatana, biri dinleyene, biri de kardeşi için dünyanın öbür ucuna kadar giden altın saçlı delikanlıya.

Masal burada bitti. İyi uykular.

Başka bir masal

Altın Saçlı Çocuklar, Anadolu halk masalı kaynaklı bir çocuk masalıdır; 6-11 yaş çocuklar için uygundur ve yaklaşık 6 dakikada okunur. Masal Merkezi'nde bu masalı ücretsiz okuyabilir, arka planda ninni ya da doğa sesi açabilir, favorilerinize ekleyebilirsiniz. Benzer masallar için Türk Halk Masalları kategorisine göz atın.

Üye ol, favorilerin ve okudukların her cihazda seninle gelsin.