Balıkçı ile Cin
Ağına bakır bir kavanoz takılan balıkçı, içinden öfkeli bir cin çıkarır ve onu zekâsıyla geri sokar.
Bir zamanlar yaşlı, yoksul bir balıkçı varmış. Karısı ve üç çocuğu varmış, çok zor geçiniyorlarmış. Balıkçı her gün denize ağını dört kez atarmış, fazla değil. Bir sabah güneş doğmadan deniz kıyısına gitmiş, ağını atmış. Ağı çekmeye çalışınca çok ağır gelmiş. Büyük bir balık yakaladığını sanıp sevinmiş. Ama ağı çekince içinden ölü bir eşek çıkmış. Balıkçı çok üzülmüş, ağını temizleyip ikinci kez atmış. Bu sefer ağ kum ve çamurla dolu bir küple gelmiş. Üçüncü kez atmış, ağ kırık çanak çömlek ve taşlarla dolu gelmiş.
Balıkçı göğe bakıp dua etmiş: "Allah'ım, günde dört kez ağ attığımı biliyorsun. Üç kez attım, hiçbir şey çıkmadı. Bu sonuncusunda bana rızık ver." Dördüncü kez ağını atmış. Ağ yine çok ağır gelmiş. Çekince içinde sarı bakırdan, ağzı kurşunla mühürlenmiş bir şişe görmüş. Mührün üstünde Hazreti Süleyman'ın mührü varmış. Balıkçı sevinmiş: "Bunu çarşıda satarım, on altın eder." Şişeyi sallamış, ağırmış. "İçinde ne var acaba? Açıp bakayım."
Bıçağıyla kurşunu kazıyıp şişenin ağzını açmış. Şişeyi yere eğip sallamış ama içinden hiçbir şey çıkmamış. Sonra şişenin ağzından bir duman yükselmeye başlamış; duman göğe kadar yükselmiş, denizin üstüne yayılmış ve sonunda bir araya gelip korkunç bir cine dönüşmüş. Cinin başı bulutlara değiyor, ayakları yerdeymiş; elleri yaba gibi, ağzı mağara gibi, dişleri kaya gibi, gözleri iki meşale gibiymiş. Balıkçı korkudan titremiş, dili tutulmuş.
Cin bağırmış: "Ey Süleyman! Beni öldürme, bir daha sana karşı gelmeyeceğim!" Balıkçı cesaretini toplayıp demiş ki: "Ey cin, Süleyman bin sekiz yüz yıl önce öldü. Biz şimdi dünyanın sonuna yakınız. Senin hikâyen ne? Bu şişeye nasıl girdin?" Cin balıkçıya dönmüş: "Sana bir müjdem var balıkçı. Seni hemen öldüreceğim!" "Neden?" diye bağırmış balıkçı. "Ben seni şişeden kurtardım, denizin dibinden çıkardım!"
"Dinle hikâyemi," demiş cin. "Ben Süleyman'a karşı gelen cinlerdendim. Süleyman beni bu şişeye kapatıp denize attırdı. Şişede yüz yıl bekledim ve kendi kendime dedim ki: 'Beni kim kurtarırsa onu dünyanın en zengin adamı yapacağım.' Kimse kurtarmadı. İkinci yüz yıl geldi, dedim ki: 'Beni kim kurtarırsa ona yerin bütün hazinelerini açacağım.' Kimse kurtarmadı. Dört yüz yıl geçti, dedim ki: 'Beni kim kurtarırsa onun üç dileğini yerine getireceğim.' Yine kimse kurtarmadı. O zaman öyle öfkelendim ki yemin ettim: 'Beni bundan sonra kim kurtarırsa onu öldüreceğim, ama ölümünün nasıl olacağını seçmesine izin vereceğim.' İşte sen beni kurtardın. Söyle bakalım, nasıl ölmek istersin?"
Balıkçı ağlamış, yalvarmış ama cin vazgeçmemiş. Sonunda balıkçı düşünmüş: "Bu bir cin, ben ise bir insanım. Allah bana akıl vermiş. Ona aklımla karşı çıkacağım." Cine demiş ki: "Peki, madem ölmem gerekiyor, ölmeden önce sana bir soru soracağım ve Süleyman'ın mührü adına bana doğruyu söylemeni istiyorum." Cin, Süleyman'ın adını duyunca titremiş: "Sor, doğruyu söyleyeceğim."
"Sen bu kadar büyüksün; başın bulutlara değiyor, elinin bir parmağı bile bu şişeye sığmaz. Bu şişeye nasıl girebildin? Ben buna inanmıyorum. Kendi gözümle görmedikçe asla inanmam." Cin gururlanmış ve öfkelenmiş: "Benim bu şişenin içinde olduğuma inanmıyor musun?" "Hayır, görmeden inanmam." Cin silkinmiş, yeniden dumana dönüşmüş ve yavaş yavaş, kıvrıla kıvrıla şişenin içine girmiş. Bütün duman şişeye girince balıkçı hemen kurşun mührü alıp şişenin ağzını sımsıkı kapatmış.
Cin şişenin içinden bağırmış: "Aç beni, aç beni!" Balıkçı gülmüş: "Şimdi seni yeniden denize atacağım. Sonra kıyıya bir ev yapıp burada yaşayacağım ve buraya gelen her balıkçıya diyeceğim ki: 'Burada bir cin var, kim onu kurtarırsa öldürür. Sakın ağınızı buraya atmayın!'"
Cin yalvarmaya başlamış: "Balıkçı, beni bağışla. Sana kötülük yaptım ama sen bana iyilik et. Eski bir söz vardır: Kötülük edene iyilik et, onun kötülüğü ona yeter. Beni bırakırsan seni zengin edeceğime yemin ederim." Balıkçı uzun uzun düşünmüş. Sonra cinden Allah'ın adıyla yemin etmesini istemiş: Onu bırakırsa ona hiçbir zarar vermeyecek, aksine ona iyilik edecekmiş. Cin yemin etmiş. Balıkçı şişenin mührünü açmış; duman yeniden yükselmiş ve cin ortaya çıkmış.
Cin önce şişeyi bir tekmeyle denize fırlatmış. Balıkçı korkmuş ama cin gülmüş: "Korkma balıkçı. Yeminimi tutacağım. Ağını al ve beni izle." Balıkçıyı şehrin dışına, dört tepenin arasındaki berrak bir göle götürmüş. Göldeki balıklar dört renkliymiş: beyaz, kırmızı, mavi ve sarı. "Ağını at," demiş cin. Balıkçı ağını atmış ve dört balık, her renkten birer tane, yakalamış. "Bu balıkları sultana götür," demiş cin, "seni zengin edecek. Ama günde bir kez buraya gelip ağ at, daha fazla değil." Sonra yeri ayağıyla vurmuş, yer yarılmış ve cin içine girip kaybolmuş.
Balıkçı balıkları sultana götürmüş. Sultan ömründe böyle renkli balıklar görmemiş, çok beğenmiş ve balıkçıya dört yüz altın vermiş. Ama balıklar mutfakta pişirilirken çok garip şeyler olmuş: Mutfağın duvarı yarılmış, içinden güzel bir genç kadın çıkıp balıklarla konuşmuş ve balıklar kömüre dönmüş. Sultan bu sırrı çözmek için balıkçıyla birlikte göle gitmiş. Orada büyülenmiş bir saray, yarısı taşa dönmüş bir şehzade ve göldeki balıkların aslında büyülenmiş bir şehrin insanları olduğunu öğrenmiş. Sultan büyüyü bozmuş, balıklar yeniden insan olmuş, büyülü şehir yeniden canlanmış.
Sultan balıkçının bu işteki payını unutmamış. Onu kendi sarayına almış, büyük kızını balıkçının oğluyla, kendi oğlunu da balıkçının kızıyla evlendirmiş. Balıkçı ömrünün sonuna kadar zengin ve mutlu yaşamış. Ama her sabah yine deniz kıyısına gidip ağını bir kez atarmış; çünkü ona hem en büyük korkuyu hem de en büyük şansı denizin dibinden çıkan o bakır şişe getirmiş.
Bu masal bize şunu söyler: En güçlü düşman bile akılla yenilebilir. Kötülüğe kötülükle değil, akıllıca bir iyilikle karşılık vermek, insana hiç beklemediği kapıları açar.
Masal burada bitti. İyi uykular.
Balıkçı ile Cin, Binbir Gece Masalları kaynaklı bir çocuk masalıdır; 5-10 yaş çocuklar için uygundur ve yaklaşık 6 dakikada okunur. Masal Merkezi'nde bu masalı ücretsiz okuyabilir, arka planda ninni ya da doğa sesi açabilir, favorilerinize ekleyebilirsiniz. Benzer masallar için Klasik Masallar kategorisine göz atın.
Üye ol, favorilerin ve okudukların her cihazda seninle gelsin.


