İçeriğe geç
Masal Merkezi
Geyik Şehzade
Görseller semboliktir
Anadolu halk masalı

Geyik Şehzade

Su birikintisinden içip geyiğe dönüşen şehzade ile onu hiç bırakmayan kız kardeşinin masalı.

5 dakika 6-11 yaş 0 okunma
Read this tale in English
Okuma

Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde bir padişahın bir oğlu bir de kızı varmış. Padişah ölünce oğluna büyük bir servet bırakmış. Ama şehzade gençmiş, aklı havadaymış; babasından kalan bütün malı kısa sürede yiyip bitirmiş. Elinde avucunda hiçbir şey kalmayınca kız kardeşini yanına almış ve ikisi birlikte memleketlerinden çıkıp başka diyarlara doğru yola düşmüşler.

Yürümüşler, yürümüşler, sonunda uçsuz bucaksız bir çöle varmışlar. Güneş tepelerinde yakıyor, ayaklarının altında kum kaynıyormuş. Şehzadenin dili damağına yapışmış. Bir süre sonra yolun kenarında küçük bir su birikintisi görmüşler. Bu bir hayvanın ayak izine dolmuş yağmur suyuymuş. Kız kardeşi, "Ağabey, içme, bu su temiz değil," demiş ama şehzade susuzluğa dayanamamış, eğilip sudan içmiş. İçer içmez bir geyiğe dönüşmüş.

Kız kardeş ağlamış, sızlamış ama ne yapsın? Geyik olmuş ağabeyini okşamış ve onu hiç bırakmayacağına söz vermiş. Birlikte yola devam etmişler ve sonunda büyük bir pınarın başına varmışlar. Pınarın yanında kocaman bir ağaç varmış. Kız, "Burada kimse bize dokunmasın," diyerek ağaca tırmanmış ve dalların arasına oturmuş. Geyik de ağacın dibinde yatmış, kız kardeşini beklemiş.

Bir gün o ülkenin padişahı avdan dönerken atlarını sulamak için pınarın başına gelmiş. Ama atlar suya eğilir eğilmez ürküp geri çekilmişler. Padişah merak edip suya bakmış ve suyun içinde ay gibi bir yüz görmüş. Başını kaldırınca ağacın tepesinde oturan güzel kızı fark etmiş. "Kimsin sen? İnsan mısın, peri misin?" diye sormuş. Kız cevap vermemiş, aşağı da inmemiş.

Padişah adamlarına ağacı kesmelerini emretmiş. Baltacılar bütün gün ağacı kesmişler. Akşama doğru ağaç yıkılacak hale gelince işi ertesi güne bırakıp gitmişler. Gece olunca geyik ağacın yaralarını diliyle yalamış ve sabah olunca ağaç eskisinden de sağlam olmuş. Bu üç gün böyle sürmüş. Padişah şaşırıp kalmış.

Sonunda padişah yaşlı bir kadını çağırmış. Kadın, "Ben onu aşağı indiririm," demiş. Pınarın başına bir sac ve bir kazan getirmiş, ama sacı ters koymuş, kazanı da baş aşağı. Gözleri görmüyormuş gibi davranarak bir koyunu sağmaya çalışmış ama koyunun boynuzundan tutmuş. Kız ağacın tepesinden bunları görünce dayanamamış: "Nine, sacı ters koydun, kazan baş aşağı, koyunu da memesinden değil, boynuzundan sağıyorsun!" Kadın, "Kızım, gözlerim görmüyor, gel bana yardım et," demiş. Kız merhametinden aşağı inmiş ve tam o anda padişahın adamları onu yakalamış.

Padişah kızı sarayına götürmüş ve onunla evlenmiş. Kız sadece bir şey istemiş: geyiğin de yanında olmasını. Padişah buna razı olmuş. Geyik sarayın bahçesinde yaşamaya başlamış; kız kardeşi her gün ona yemek götürür, onu okşarmış. Kız ile padişah çok mutlu yaşamışlar. Bir süre sonra kız bir çocuk beklemeye başlamış.

Ama sarayda kıskanç bir halayık varmış. Kraliçe olan kızı kıskanıyor, onun yerine geçmek istiyormuş. Bir gün kraliçe sarayın bahçesindeki havuzun kenarında otururken halayık onu itmiş ve kız havuza düşmüş. Havuzda kocaman bir balık varmış; balık kızı yutmuş ama ona hiçbir zarar vermemiş. Halayık da kraliçenin elbiselerini giymiş, yüzünü örtmüş ve onun yerine geçmiş.

Padişah karısının değiştiğini fark etmiş ama kimseye bir şey söylememiş. Halayık, geyiğin kendisinin kim olduğunu bildiğinden korkuyormuş. Hasta numarası yapmış ve hekimlere para vermiş. Hekimler padişaha, "Kraliçeyi ancak geyiğin kalbi iyileştirir," demişler. Padişah çok üzülmüş ama karısının iyileşmesini istediği için geyiği kestirmeye razı olmuş.

Geyik ölüm haberini duyunca havuzun kenarına koşmuş ve ağlayarak seslenmiş: "Kardeşim, kardeşim! Bıçaklar bileniyor, kazanlar kaynıyor, beni kesmeye geliyorlar!" Havuzun içinden, balığın karnından kız kardeşinin sesi gelmiş: "Ağabey, ağabey! Ben balığın karnındayım. Kucağımda bir oğlum var. Elimden bir şey gelmiyor!"

Bu konuşmayı oradan geçen bir bahçıvan duymuş ve hemen padişaha koşup anlatmış. Padişah havuza koşmuş, geyiğin ve kızın konuşmasını kendi kulaklarıyla duymuş. Hemen havuzun suyunu boşalttırmış, balığı yakalatmış ve dikkatlice karnını açtırmış. Balığın karnından kraliçe, kucağında güzel bir bebekle sapasağlam çıkmış. Padişah onları kucaklamış, sevinçten ağlamış.

Geyik, balığın karnından çıkan suyu içer içmez yeniden insan olmuş. Ağabey ile kız kardeş birbirlerine sarılmışlar. Padişah kıskanç halayığı sarayından kovmuş, bir daha ülkesinde görünmemesini emretmiş. Sonra büyük bir şölen yapılmış; dört gün dört gece sürmüş. Şehzade de padişahın yanında akıllı, dürüst bir vezir olmuş ve bir daha malını hiç ziyan etmemiş.

Gökten üç elma düşmüş: biri anlatana, biri dinleyene, biri de ağabeyini hiç bırakmayan vefalı kız kardeşe.

Masal burada bitti. İyi uykular.

Başka bir masal

Geyik Şehzade, Anadolu halk masalı kaynaklı bir çocuk masalıdır; 6-11 yaş çocuklar için uygundur ve yaklaşık 5 dakikada okunur. Masal Merkezi'nde bu masalı ücretsiz okuyabilir, arka planda ninni ya da doğa sesi açabilir, favorilerinize ekleyebilirsiniz. Benzer masallar için Türk Halk Masalları kategorisine göz atın.

Üye ol, favorilerin ve okudukların her cihazda seninle gelsin.