İçeriğe geç
Masal Merkezi
Keloğlan ile Devlet Kuşu
Görseller semboliktir
Keloğlan masalı

Keloğlan ile Devlet Kuşu

Padişah ölünce devlet kuşu uçurulur; kuş Keloğlan'ın başına konar ve Keloğlan adil bir padişah olur.

3 dakika 6-11 yaş 1 okunma
Read this tale in English
Okuma

Evvel zaman içinde bir ülkenin padişahı ölmüş, yerine geçecek kimsesi yokmuş. O ülkenin eski bir âdeti varmış: Yeni padişahı seçmek için devlet kuşu uçurulurmuş. Kuş kimin başına konarsa o padişah olurmuş. Bütün halk şehrin meydanına toplanmış. Beyler en güzel kaftanlarını giymiş, başlarını dimdik tutmuşlar; hepsi kuşun kendi başına konmasını umuyormuş.

O gün Keloğlan da meydandaymış. Eşeğiyle şehre odun satmaya gelmiş. Kalabalığı görünce merak edip bir köşeden izlemeye başlamış. Devlet kuşu kafesinden salınmış, meydanın üstünde üç kez dönmüş ve süzülüp gelip Keloğlan'ın kel başına konmuş.

Meydan bir anda sessizliğe bürünmüş, sonra herkes bağırmaya başlamış: "Olmaz! Bir odunsu kel oğlan padişah olamaz! Kuş yanılmış!" Kuşu yeniden uçurmuşlar. Kuş yine Keloğlan'ın başına konmuş. Bir kez daha uçurmuşlar, yine Keloğlan'ın başına. Sonunda vezir, "Âdet âdettir, kuş üç kez seçti," demiş. Keloğlan şaşkın şaşkın saraya götürülmüş.

Keloğlan tahta oturmuş ama hiç rahat edememiş. Sarayın beyleri ona gizli gizli gülüyor, "Bu kel oğlan ne bilir devlet yönetmekten?" diyorlarmış. Keloğlan ise hiçbir şey dememiş. Sadece her sabah erkenden kalkıp sarayın bir odasına giriyor, kapıyı kilitliyor, bir saat sonra çıkıyormuş. Kimse bu odada ne yaptığını bilmiyormuş.

Keloğlan ülkeyi yönetirken hep kendi köyünü, yoksulları, çiftçileri düşünmüş. Vergileri adil yapmış, çeşmeler, köprüler yaptırmış. Kadıların rüşvet almasını yasaklamış. Ama saraydaki bazı beyler, eski zamanlarda haksız yere zengin olan beyler, Keloğlan'dan hiç hoşlanmamışlar. Bir gün padişaha gidip, "Padişahım, her sabah kilitli odaya giriyorsun. Orada hazineyi saklıyormuşsun. Halkın malını çalıyorsun," diye iftira atmışlar.

Keloğlan gülümsemiş: "Gelin, odayı birlikte açalım." Beyler odaya girmişler. İçeride ne altın varmış ne mücevher. Sadece bir köşede, bir çivide eski, yamalı bir aba, bir de bir odun baltası asılıymış. Beyler şaşırmış: "Bunlar ne?"

Keloğlan anlatmış: "Bunlar devlet kuşu başıma konduğu gün üstümde olan giysiler. Her sabah buraya girip bunlara bakıyorum. Kendime şunu söylüyorum: Keloğlan, unutma, sen dün odun satan bir yoksuldun. Yarın yine olabilirsin. Bu taht senin değil, halkın sana emanetidir."

Beyler başlarını önlerine eğmişler. İftira atanlar utanıp padişahtan özür dilemişler. Keloğlan onları affetmiş ama onlara da birer odun baltası hediye etmiş: "Bunu evinizin duvarına asın. Her sabah bakın."

Keloğlan uzun yıllar adaletle padişahlık yapmış. Anası da saraya gelmiş ama sarayın en küçük odasında kalmak istemiş. Halk Keloğlan'ın zamanına "bereket yılları" demiş. Keloğlan yaşlanınca devlet kuşunu yeniden uçurmuşlar; kuş bu kez bir çobanın başına konmuş. Keloğlan çobana kendi eski abasını vermiş: "Bunu sakla evlat. Hep bak, hiç unutma."

Gökten üç elma düşmüş: biri anlatana, biri dinleyene, biri de nereden geldiğini hiç unutmayan Keloğlan'a.

Masal burada bitti. İyi uykular.

Başka bir masal

Keloğlan ile Devlet Kuşu, Keloğlan masalı kaynaklı bir çocuk masalıdır; 6-11 yaş çocuklar için uygundur ve yaklaşık 3 dakikada okunur. Masal Merkezi'nde bu masalı ücretsiz okuyabilir, arka planda ninni ya da doğa sesi açabilir, favorilerinize ekleyebilirsiniz. Benzer masallar için Türk Halk Masalları kategorisine göz atın.

Üye ol, favorilerin ve okudukların her cihazda seninle gelsin.