İçeriğe geç
Masal Merkezi
Deli Dumrul
Görseller semboliktir
Dede Korkut

Deli Dumrul

Kuru dereye köprü kuran Deli Dumrul, Azrail'le kavga eder; canı için canını verecek birini arar.

6 dakika 6-11 yaş 3 okunma
Read this tale in English
Okuma

Bir zamanlar Duha Koca oğlu Deli Dumrul adında bir yiğit varmış. Kuru bir çayın üstüne bir köprü kurdurmuş. Geçenden otuz üç akçe, geçmeyenden de döve döve kırk akçe alırmış. Neden böyle yaptığını sorana da şöyle dermiş: "Benden daha delisi, benden daha güçlüsü varsa gelsin, benimle savaşsın. Yiğitliğim, delüllüğüm Rum'a, Şam'a yayılsın."

Bir gün köprünün yanına bir oba konmuş. O obada güzel bir yiğit hastalanmış ve ölmüş. Obada ağıt yakılmış, herkes ağlıyormuş. Deli Dumrul atına binip oraya gelmiş: "Bre, ne ağlarsınız? Benim köprümün yanında niye feryat edersiniz?" İnsanlar, "Bir yiğidimiz öldü, onun için ağlıyoruz," demişler. Deli Dumrul, "O yiğidi kim öldürdü?" diye sormuş. "Al kanatlı Azrail geldi, onun canını aldı," demişler.

Deli Dumrul öfkelenmiş: "Azrail dediğiniz kim? Bir yiğidin canını alıyormuş! Tanrım, birliğine varlığına hamd olsun. O Azrail'i bana göster. Onunla savaşayım, çekişeyim; o güzel yiğidin canını kurtarayım. Bir daha da güzel yiğitlerin canını almasın." Bu sözler Tanrı'nın hiç hoşuna gitmemiş. "Bu deli kendi gücüne güvenip benim birliğimi bilmez oldu," demiş ve Azrail'e emretmiş: "Git o delinin karşısına çık, benzini sarart, canını al."

Deli Dumrul bir gün kırk yiğidiyle oturmuş yiyip içerken birden Azrail çıkagelmiş. Kapıcılar onu görmemiş, Deli Dumrul'un adamları da görmemiş. Deli Dumrul'un gözü kararmış, elleri titremiş. "Hey, sen nasıl bir ak sakallı koca kişisin ki kapıcılarım seni görmedi? Gözlerim kararıyor, ellerim titriyor. Sen kimsin?" Azrail cevap vermiş: "Bre deli, sen benim gözümü beğenmedin. Ben al kanatlı Azrail'im. Senin canını almaya geldim."

Deli Dumrul kılıcını çekmiş, Azrail'in üstüne yürümüş. Ama Azrail bir güvercin olup pencereden uçup gitmiş. Deli Dumrul gülmüş: "Yiğitlerim, Azrail'i öyle korkuttum ki geniş kapıyı bırakıp dar pencereden kaçtı. Doğanlarımı salın, onu yakalayın." Doğanını eline alıp Azrail'in peşine düşmüş. Ama Azrail yolda onun atını ürkütmüş, Deli Dumrul atından düşmüş. Azrail onun göğsünün üstüne oturmuş: "Bre deli, şimdi nasıl, canını alayım mı?"

Deli Dumrul korkmuş ve yalvarmaya başlamış: "Medet Azrail, aman! Tanrı'nın birliğine hakkı yoktur. Ben senin böyle olduğunu bilmezdim. Bana aman ver, canımı alma." Azrail demiş ki: "Bre deli, bana ne yalvarırsın? Tanrı'ya yalvar. Can veren de alan da O'dur." Deli Dumrul o zaman ellerini kaldırıp Tanrı'ya yalvarmış: "Yücelerden yücesin Tanrım. Kimse bilmez nicesin. Ben senin birliğini, büyüklüğünü bilmedim. Bağışla beni. Ya canımı alacaksan kendin al, Azrail'e aldırma."

Tanrı onun bu yalvarışını beğenmiş ve Azrail'e demiş ki: "Deli Dumrul benim birliğimi bildi. Ona söyle, kendi canı yerine bir can bulsun, ben de onun canını bağışlayayım." Azrail bunu Deli Dumrul'a söylemiş. Deli Dumrul sevinmiş: "Benim yaşlı bir babam, yaşlı bir anam var. Gideyim, onlardan birinin canını isteyeyim."

Deli Dumrul babasına gitmiş, elini öpmüş: "Ak sakallı, saygıdeğer babam, Azrail canımı almaya geldi. Tanrı bir can yerine bir can istiyor. Benim canıma karşılık canını verir misin?" Babası ağlamış: "Oğul, sen benim ciğer köşemsin. Sana dağ gibi develerimi, ırmak gibi koyunlarımı vereyim. Ama canımı veremem. Dünya tatlıdır, can aziz. Git ananı iste."

Deli Dumrul annesine gitmiş: "Ak sütünü emdiğim anam, Azrail canımı almaya geldi. Babam canını vermedi. Sen benim canıma karşılık canını verir misin?" Annesi de ağlamış: "Oğul, seni dokuz ay karnımda taşıdım, beşikte salladım, ak sütümü emzirdim. Senin için her şeyimi veririm. Ama canımı veremem. Dünya tatlıdır, can aziz." Deli Dumrul başını önüne eğmiş, dönüp Azrail'e gelmiş: "Azrail, canımı al. Babam da anam da canlarını vermediler."

Ama Deli Dumrul'un bir karısı varmış, bir de iki oğlu. Azrail canını almadan önce karısına veda etmek istemiş. Karısının yanına gitmiş ve ona her şeyi anlatmış: "Azrail canımı almaya geldi. Babam da anam da canlarını vermediler. Ben gidiyorum. Benden sonra kimi seversen, kime gönlün düşerse onunla evlen. Oğullarımızı da yetim bırakma."

Karısı ağlamış ve şöyle demiş: "Ne dersin, ne söylersin? Göz açıp gördüğüm, gönül verip sevdiğim yiğidim! Senden sonra ben yeri yatak edip ne yapayım? Gökyüzünü yorgan edip ne yapayım? Babanın da anasının da canı tatlıymış. Benim canım senin canına kurban olsun. Al Azrail, benim canımı al, onun canını bağışla."

Azrail karısının canını almak için yaklaşınca Deli Dumrul buna razı olmamış. Ellerini göğe kaldırıp Tanrı'ya yalvarmış: "Tanrım, eğer canımızı alacaksan ikimizin canını birlikte al. Bağışlayacaksan ikimizi birlikte bağışla. Sen kerimsin, rahimsin." Tanrı bu vefaya, bu sevgiye çok sevinmiş. Azrail'e emretmiş: "Deli Dumrul'un babasının ve anasının canını al. Deli Dumrul ile karısına yüz kırk yıl ömür verdim." Böylece Deli Dumrul ile karısı uzun ve mutlu bir ömür sürmüşler.

Deli Dumrul o günden sonra köprüsünü yıktırmış, kimseden haraç almaz olmuş. Yoksullara, yetimlere yardım etmiş, Tanrı'nın büyüklüğünü her yerde anlatmış. Dede Korkut gelmiş, kopuzunu çalmış ve şöyle demiş: "Gerçek yiğitlik kibir değil, alçakgönüllülüktür. Canını sevdiğine kurban eden bir yürek, ölümden bile güçlüdür."

Bu hikâye bize şunu söyler: Kendi gücüne fazla güvenip kibirlenmek insanı büyük bir yanılgıya düşürür. Ve gerçek sevgi, sevdiği için her şeyini vermeye hazır olmaktır.

Masal burada bitti. İyi uykular.

Başka bir masal

Deli Dumrul, Dede Korkut kaynaklı bir çocuk masalıdır; 6-11 yaş çocuklar için uygundur ve yaklaşık 6 dakikada okunur. Masal Merkezi'nde bu masalı ücretsiz okuyabilir, arka planda ninni ya da doğa sesi açabilir, favorilerinize ekleyebilirsiniz. Benzer masallar için Türk Halk Masalları kategorisine göz atın.

Üye ol, favorilerin ve okudukların her cihazda seninle gelsin.