İçeriğe geç
Masal Merkezi
Hansel ile Gretel
Görseller semboliktir
Grimm Kardeşler

Hansel ile Gretel

Ormanda kaybolan iki kardeş, şekerden bir ev bulur. Ama evin sahibi hiç de tatlı değildir.

9 dakika 5-10 yaş 1 okunma
Read this tale in English
Okuma

Büyük bir ormanın kıyısında yoksul bir oduncu, karısı ve iki çocuğuyla yaşarmış. Oğlanın adı Hansel, kızın adı Gretel'miş. Evde yiyecek pek bir şey olmazmış. Bir yıl ülkede büyük bir kıtlık olmuş; oduncu artık günlük ekmeği bile bulamaz olmuş.

Bir gece yatağında dönüp dururken karısına iç çekerek demiş ki: "Ne olacak halimiz? Kendimiz bile aç kalırken zavallı çocuklarımızı nasıl doyuracağız?" Çocukların üvey annesi olan karısı, "Bak ne diyeceğim," demiş. "Yarın sabah erkenden çocukları ormanın en sık yerine götürelim. Ateş yakıp her birine birer dilim ekmek verelim, sonra işimize gidip onları orada bırakalım. Eve dönüş yolunu bulamazlar, biz de kurtuluruz." Oduncu, "Hayır hanım, bunu yapamam," demiş. "Çocuklarımı ormanda nasıl bırakırım? Yaban hayvanları gelip onları parçalar." Ama kadın durmadan söylenmiş, sonunda oduncu istemeye istemeye razı olmuş.

İki çocuk da açlıktan uyuyamamış ve üvey annelerinin babalarına dediklerini duymuşlar. Gretel acı acı ağlamış: "Şimdi biz ne yapacağız?" Hansel, "Sus Gretel, üzülme, ben bir çare bulurum," demiş. Anne babası uyuyunca kalkmış, ceketini giymiş, kapıyı aralayıp dışarı süzülmüş. Ay ışıl ışıl parlıyormuş, evin önündeki beyaz çakıl taşları gümüş paralar gibi pırıldıyormuş. Hansel eğilip ceplerini taşlarla doldurmuş, sonra içeri dönüp Gretel'e, "Rahat ol kardeşim, uyu. Tanrı bizi yalnız bırakmaz," demiş.

Sabah daha güneş doğmadan üvey anne gelip çocukları uyandırmış: "Kalkın tembeller, ormana odun toplamaya gidiyoruz." Her birine bir parça ekmek vermiş. Hep birlikte ormana doğru yola çıkmışlar. Hansel yolda sık sık durup arkasına bakıyormuş. Babası, "Hansel, neye bakıyorsun öyle geride kalarak?" diye sormuş. "Damın üstündeki beyaz kedime bakıyorum baba, bana veda ediyor," demiş Hansel. Aslında her durduğunda cebinden bir beyaz çakıl taşı çıkarıp yola atıyormuş.

Ormanın ortasına varınca baba çocuklara ateş yakmış. Üvey anne, "Ateşin başında yatın çocuklar, biz biraz ötede odun keseceğiz. İşimiz bitince gelip sizi alırız," demiş. Hansel ile Gretel ateşin başında oturmuşlar, öğle olunca ekmeklerini yemişler. Baltanın sesini duydukları için babalarının yakında olduğunu sanıyorlarmış. Ama o ses baltanın değil, babalarının kuru bir ağaca bağladığı ve rüzgârla oraya buraya çarpan bir dalın sesiymiş. Uzun süre beklemişler, yorgunluktan gözleri kapanmış, derin bir uykuya dalmışlar.

Uyandıklarında gece olmuş. Gretel ağlamaya başlamış: "Ormandan nasıl çıkacağız?" Hansel onu teselli etmiş: "Biraz bekle, ay doğsun, yolu buluruz." Dolunay doğunca Hansel kardeşinin elinden tutmuş; yeni basılmış paralar gibi parlayan çakıl taşlarını izleyerek bütün gece yürümüşler. Sabaha karşı babalarının evine varmışlar. Kapıyı çalmışlar. Üvey anne kapıyı açıp onları görünce, "Sizi yaramazlar, ormanda neden bu kadar uyudunuz? Bir daha gelmeyeceksiniz sandık," demiş. Babası ise çok sevinmiş, çünkü onları ormanda bırakmak yüreğini parçalamış.

Bir süre sonra yine her yerde kıtlık başlamış. Çocuklar bir gece üvey annenin babalarına yine aynı şeyi söylediğini duymuşlar: "Her şey yine bitti, yarım somun ekmeğimiz kaldı. Çocukları bu sefer ormanın daha derinine götürmeliyiz." Hansel kalkıp yine taş toplamaya gitmek istemiş ama üvey anne kapıyı kilitlemiş. Hansel yine de kardeşini teselli etmiş: "Ağlama Gretel, uyu. Tanrı bize yardım eder."

Sabah üvey anne çocuklara bir parça ekmek vermiş, bu seferki öncekinden de küçükmüş. Hansel yolda ekmeğini cebinde ufalayıp sık sık durarak kırıntıları yola atmış. Üvey anne çocukları ormanın daha önce hiç gitmedikleri bir derinliğine götürmüş. Yine ateş yakılmış, yine bırakılmışlar. Öğle olunca Gretel ekmeğini Hansel'le paylaşmış, çünkü Hansel kendininkini yola serpmiş. Akşam olmuş, kimse onları almaya gelmemiş.

Ay doğunca yola çıkmak istemişler ama ekmek kırıntılarını bulamamışlar; ormanda ve kırlarda uçuşan binlerce kuş hepsini yiyip bitirmiş. Hansel, "Yolu buluruz," demiş ama bulamamışlar. Bütün gece, ertesi gün sabahtan akşama kadar yürümüşler ama ormandan çıkamamışlar. Çok acıkmışlar; yerde buldukları birkaç böğürtlenden başka yiyecek bir şey bulamamışlar. Öyle yorulmuşlar ki bir ağacın altına uzanıp uyumuşlar.

Babalarının evinden ayrılalı üç gün olmuş. Yine yürümeye başlamışlar ama ormanın içine daha da dalmışlar. Öğle olunca bir dalın üstünde kar beyazı, güzel bir kuş görmüşler. Kuş öyle güzel ötüyormuş ki durup dinlemişler. Sonra kuş kanatlarını çırpıp önlerinden uçmuş, onlar da peşinden gitmişler. Kuş küçük bir evin damına konmuş. Çocuklar yaklaşınca evin ekmekten yapıldığını, damının kekle kaplı olduğunu, pencerelerinin de şekerden olduğunu görmüşler.

"Haydi Gretel, karnımızı doyuralım," demiş Hansel. "Ben damdan bir parça yiyeyim, sen de pencereden ye, tatlıdır." Hansel damdan bir parça koparmış, Gretel pencereye yaslanıp kemirmeye başlamış. O sırada içeriden ince bir ses gelmiş: "Kıtır kıtır, kemir kemir, evimi kim kemiriyor?" Çocuklar, "Rüzgâr, rüzgâr, gökten inen rüzgâr," diye cevap verip yemeye devam etmişler.

Birden kapı açılmış ve değneğe dayanan, çok yaşlı bir kadın dışarı çıkmış. Hansel ile Gretel öyle korkmuşlar ki ellerindekini düşürmüşler. Ama yaşlı kadın başını sallayıp, "Ah sevgili çocuklarım, sizi buraya kim getirdi? Gelin içeri, benim yanımda kalın, size kimse kötülük yapmaz," demiş. Onları içeri almış; sofraya süt, şekerli krep, elma ve ceviz koymuş. Sonra iki güzel yatak hazırlamış. Hansel ile Gretel yatağa girmişler ve kendilerini cennette sanmışlar.

Ama yaşlı kadın aslında iyi görünen kötü bir cadıymış. Çocukları kandırmak için o şeker evi yapmış. Cadıların gözleri kırmızıdır, uzağı göremezler ama hayvanlar gibi keskin koku alırlar ve bir insanın yaklaştığını anlarlar. Sabah erkenden cadı kalkmış, çocukların ne kadar güzel uyuduğunu görüp kendi kendine söylenmiş: "Bunlar bana güzel bir ziyafet olacak."

Hansel'i cılız eliyle kavrayıp küçük bir ahıra götürmüş, parmaklıklı kapıyı üstüne kilitlemiş. Hansel ne kadar bağırırsa bağırsın işe yaramamış. Sonra Gretel'i sarsıp uyandırmış: "Kalk tembel! Su getir, kardeşine güzel yemekler pişir. Dışarıdaki ahırda duruyor, iyice semirsin. Semirince onu yiyeceğim." Gretel acı acı ağlamış ama boşuna; kötü cadının dediğini yapmak zorundaymış.

Zavallı Hansel'e en güzel yemekler pişirilmiş, Gretel'e ise sadece yengeç kabukları verilmiş. Cadı her sabah ahıra gelip, "Hansel, parmağını uzat da semirmiş misin bakayım," dermiş. Hansel ise ona parmağı yerine küçük bir kemik uzatırmış. Gözleri iyi görmeyen cadı kemiği Hansel'in parmağı sanır, neden hâlâ semirmediğine şaşarmış.

Dört hafta geçmiş, Hansel hâlâ zayıf görünüyormuş. Cadının sabrı tükenmiş. "Gretel, çabuk su getir! Hansel ister şişman ister zayıf olsun, yarın onu pişireceğim." Zavallı kız su taşırken gözyaşları yanaklarından akıyormuş. "Keşke ormanda vahşi hayvanlar bizi yeseydi, en azından birlikte ölürdük," diye ağlamış.

Sabah erkenden cadı Gretel'e, "Önce ekmek pişireceğiz. Fırını yaktım, hamuru yoğurdum," demiş. Zavallı Gretel'i alevlerin fışkırdığı fırının önüne itmiş: "İçine gir de ekmeği koyabilmemiz için yeterince ısınmış mı bak." Cadı aslında Gretel içeri girince fırının kapağını kapatıp onu da pişirmeyi düşünüyormuş. Ama Gretel cadının niyetini anlamış: "Nasıl yapacağımı bilmiyorum. İçeri nasıl girilir?" "Aptal kız," demiş cadı, "ağzı yeterince büyük, bak ben bile girebilirim." Cadı başını fırının içine sokmuş. O anda Gretel onu bütün gücüyle itmiş, demir kapağı kapatıp sürgüyü çekmiş. Cadı içeride bağırmaya başlamış ama Gretel kaçıp gitmiş, kötü cadı da sonsuza dek ortadan kaybolmuş.

Gretel dosdoğru Hansel'e koşmuş, ahırın kapısını açıp bağırmış: "Hansel, kurtulduk! Yaşlı cadı yok artık!" Hansel kafesinden kapısı açılan bir kuş gibi fırlamış. Birbirlerine sarılıp sevinçle oraya buraya zıplamışlar, öpüşmüşler. Artık korkacakları bir şey kalmadığı için cadının evine girmişler. Evin her köşesinde inci ve mücevher dolu sandıklar varmış. Hansel ceplerini, Gretel de önlüğünü doldurmuş.

"Şimdi gidelim, bu büyülü ormandan çıkalım," demiş Hansel. Birkaç saat yürüdükten sonra büyük bir suya varmışlar. Ne köprü varmış ne kayık. Gretel, "Bak, orada beyaz bir ördek yüzüyor. Ondan rica edersem bizi karşıya geçirir," demiş ve seslenmiş: "Ördekçik ördekçik, Hansel ile Gretel burada bekliyor. Ne köprü var ne kayık, bizi beyaz sırtına al." Ördek gelmiş. Hansel sırtına binip kardeşine de yanına oturmasını söylemiş. Gretel, "Hayır, ördeğe ağır geliriz, birer birer geçsin bizi," demiş. İyi kalpli ördek ikisini de birer birer karşıya geçirmiş.

Biraz daha yürüyünce orman onlara giderek daha tanıdık gelmeye başlamış. Sonunda uzaktan babalarının evini görmüşler. Koşmaya başlamışlar, eve dalıp babalarının boynuna sarılmışlar. Babaları çocuklarını ormanda bıraktığından beri bir an bile mutlu olmamış; üvey anne de bu arada ölüp gitmiş. Gretel önlüğünü silkelemiş, inciler ve değerli taşlar odaya saçılmış; Hansel de ceplerinden avuç avuç mücevher çıkarmış. Artık bütün dertleri bitmiş ve hep birlikte mutlu bir şekilde yaşamışlar.

Masal burada bitti. İyi uykular.

Başka bir masal

Hansel ile Gretel, Grimm Kardeşler kaynaklı bir çocuk masalıdır; 5-10 yaş çocuklar için uygundur ve yaklaşık 9 dakikada okunur. Masal Merkezi'nde bu masalı ücretsiz okuyabilir, arka planda ninni ya da doğa sesi açabilir, favorilerinize ekleyebilirsiniz. Benzer masallar için Grimm Masalları kategorisine göz atın.

Üye ol, favorilerin ve okudukların her cihazda seninle gelsin.