Keloğlan ile Büyücünün Çırağı
Kötü bir büyücünün yanında çıraklık eden Keloğlan, gizlice öğrendiği dönüşümlerle büyücüyü yener.
Bir varmış bir yokmuş, Keloğlan'ın anası çok yoksulmuş. Oğluna bir zanaat öğretmek istiyormuş. Bir gün çarşıda uzun cüppeli, kara sakallı bir adam gelmiş: "Bu çocuğu bana çırak ver, ona dünyanın en değerli zanaatını öğreteyim. Bir yıl sonra gel, oğlunu tanırsan götürürsün, tanıyamazsan bende kalır." Anası bu şarta biraz üzülmüş ama oğlu bir zanaat öğrensin diye kabul etmiş.
Adam aslında bir büyücüymüş. Keloğlan'ı dağdaki kulesine götürmüş. Ona sadece ocak yakmayı, su taşımayı, kitapların tozunu almayı öğretmiş. "Kitaplara bakmak yasak," demiş. Ama Keloğlan meraklıymış. Büyücü her gece uyuyunca Keloğlan kitapları açmış, mum ışığında okumuş. Bir yıl içinde kuş olmayı, balık olmayı, at olmayı, nar olmayı öğrenmiş. Büyücü ise hiçbir şeyden haberdar değilmiş.
Bir yıl dolunca anası kuleye gelmiş. Büyücü bütün çıraklarını güvercine çevirmiş; kırk güvercin bir sırıkta yan yana duruyormuş. "Hadi bakalım, oğlunu bul," demiş. Ana şaşırıp kalmış. Ama Keloğlan gizlice kanadını iki kez çırpmış. Anası bunu görmüş: "İşte bu benim oğlum!" Büyücü öfkelenmiş ama şart şartmış, Keloğlan'ı bırakmak zorunda kalmış.
Eve dönünce Keloğlan anasına demiş ki: "Ana, yarın ben bir ata dönüşeceğim. Beni pazarda sat, ama sakın yularımı satma." Ertesi gün Keloğlan güzel bir kır at olmuş. Anası onu pazarda iyi bir fiyata satmış, yularını da elinde tutmuş. Akşam Keloğlan yeniden insan olup eve dönmüş. Böylece birkaç kez para kazanmışlar.
Ama büyücü bunu duymuş. Bir gün pazarda o atı görmüş, hemen tanımış. Anasına çok para teklif etmiş, "Yularıyla birlikte alırım," demiş. Ana parayı görünce dikkatsizlik etmiş, yuları da vermiş. Büyücü atı alıp götürmüş. Yuları takılı olduğu için Keloğlan insana dönüşemiyormuş.
Büyücü atı bir hanın önüne bağlayıp içeri girmiş. Hanın çocukları atı görünce acımışlar: "Bu at susamış!" Yularını gevşetip dereye götürmüşler. Yular gevşer gevşemez Keloğlan bir balığa dönüşüp dereye atlamış. Büyücü fark etmiş, hemen bir turna balığı olup peşine düşmüş. Keloğlan bir kuşa dönüşüp sudan fırlamış; büyücü bir şahin olup ardından uçmuş.
Kuş padişahın bahçesine kaçmış, padişahın kızının kucağına bir nar olarak düşmüş. Şahin de bir derviş kılığına girip saraya gelmiş: "Sultanım, o nar benimdir, bana verin." Kız narı vermek istememiş, ama derviş ısrar edince nar yere düşüp tanelerine ayrılmış. Derviş hemen bir horoza dönüşüp taneleri yemeye başlamış. Ama tanelerden biri kızın terliğinin altına yuvarlanmış. O tane bir tilki olmuş ve horozu yakalamış! Büyücü horoz olarak kaldığı için bir daha büyü yapamamış; tilki onu sarayın kümesine kapatmış.
Tilki yeniden Keloğlan'a dönüşmüş ve padişahın kızına her şeyi anlatmış. Padişah büyücünün kulesine adam göndermiş; kuledeki bütün güvercinler, yani büyücünün tutsak ettiği çıraklar yeniden insan olmuş ve evlerine dönmüşler. Padişah Keloğlan'ın aklına ve cesaretine hayran kalmış, kızını ona vermiş.
Keloğlan büyücünün kitaplarını yakmış, sadece bir tanesini saklamış: içinde iyileştirici otların yazdığı bir kitap. O kitapla ülkenin hekimi olmuş. Gökten üç elma düşmüş: biri anlatana, biri dinleyene, biri de bilgiyi kötülük için değil iyilik için kullanan Keloğlan'a.
Masal burada bitti. İyi uykular.
Keloğlan ile Büyücünün Çırağı, Keloğlan masalı kaynaklı bir çocuk masalıdır; 6-11 yaş çocuklar için uygundur ve yaklaşık 4 dakikada okunur. Masal Merkezi'nde bu masalı ücretsiz okuyabilir, arka planda ninni ya da doğa sesi açabilir, favorilerinize ekleyebilirsiniz. Benzer masallar için Türk Halk Masalları kategorisine göz atın.
Üye ol, favorilerin ve okudukların her cihazda seninle gelsin.

