İçeriğe geç
Masal Merkezi
Keloğlan ile Kırk Bilmece
Görseller semboliktir
Keloğlan masalı

Keloğlan ile Kırk Bilmece

Kervansarayda konakladığı gece bilmece yarışmasına katılan Keloğlan, kervanbaşının bilmecelerini tek tek çözer.

4 dakika 5-10 yaş 2 okunma
Read this tale in English
Okuma

Bir varmış bir yokmuş, Keloğlan bir yaz şehre gitmek için yola çıkmış. Akşam olunca yol üstündeki bir kervansaraya uğramış. Kervansarayın avlusunda kocaman bir ateş yanıyor, ateşin başında tüccarlar, deveciler oturuyormuş. Kervanbaşı ak sakallı, neşeli bir ihtiyarmış. "Gel delikanlı, otur. Biz burada geceleri bilmece sorarız. Bilen bir altın kazanır, bilemeyen ateşe bir odun atar."

Keloğlan ateşin başına oturmuş. Kervanbaşı ilk bilmeceyi sormuş: "Bir küçük fıçıcık, içi dolu turşucuk. Nedir?" Tüccarlar düşünmüş. Keloğlan gülmüş: "Yumurta." Bir altın kazanmış. Kervanbaşı ikinciyi sormuş: "Ağzı var dili yok, gövdesi var eli yok, karnından yemek çıkar ama kendi aç kalır. Nedir?" Keloğlan, "Tencere," demiş. İkinci altını kazanmış.

"Gece gelir, gündüz gider; ne ayağı var ne kanadı. Nedir?" "Karanlık." "Kat kat katmer, kızlar yemeğe yetmez. Nedir?" Keloğlan biraz düşünmüş: "Lahana." Deveciler gülüşmüş, "Bu kel oğlan hepsini biliyor!" demişler. Kervanbaşı daha zorlarını sormaya başlamış.

"Bir tarlam var: ne sürülür ne ekilir, ama her yıl biçilir. Nedir?" Keloğlan sakalına bakmış kervanbaşının: "Sakal efendim. Ne ekilir ne biçilir, ama berber her hafta biçer." Herkes kahkaha atmış. "Ben giderim o gider, ben dururum o durur. Nedir?" "Gölge." "Uzun uzun yollar, üstünde bir tek yolcu, ne yemek yer ne su içer, ama hep yürür. Nedir?" "Ay!"

Gece ilerlemiş, Keloğlan'ın önünde altınlar birikmiş. Sonunda kervanbaşı, "Şimdi sen sor bakalım," demiş. Keloğlan biraz düşünmüş, sonra sormuş: "Ben bu kervansaraya bir şey getirdim ama kimse görmedi. Bu ateşin başında bir şey kazandım ama altından değerli. Sabah giderken bir şey bırakacağım ama hiç eksilmeyecek. Nedir?"

Tüccarlar, deveciler, kervanbaşı uzun uzun düşünmüş. Kimisi "altın" demiş, kimisi "eşek," kimisi "heybe." Hiçbiri doğru değilmiş. Ateş sönmeye yüz tutmuş, herkes bilemeyince birer odun atmış; ateş yeniden harlanmış. Sonunda kervanbaşı pes etmiş: "Söyle Keloğlan, nedir?"

Keloğlan gülümsemiş: "Bu kervansaraya neşe getirdim, kimse görmedi ama herkes güldü. Bu ateşin başında dostluk kazandım, altından değerlidir. Sabah giderken size bir masal bırakacağım; anlattıkça hiç eksilmeyecek." Kervanbaşı ayağa kalkıp Keloğlan'ı kucaklamış: "Ömrümde böyle bir bilmece duymadım!"

Keloğlan sabaha kadar onlara masallar anlatmış. Sabah olunca kazandığı altınları kervanbaşına uzatmış: "Bunlarla yolda yoksul bir köye rastlarsanız bir kuyu kazdırın." Kervanbaşı altınların üstüne kendisi de bir kese koymuş. Kervan yola çıkmış ve yol üstündeki susuz bir köye kocaman bir kuyu kazdırmışlar. Kuyunun başına da bir taş dikmişler, taşın üstüne şöyle yazmışlar: "Bir bilmecenin cevabıdır."

Sen de bu gece yatmadan önce bir bilmece sor bakalım: Gündüz açılır, gece kapanır; içinde iki tane parlak yıldız saklanır. Nedir? Bilemedin mi? Senin gözlerin! Şimdi kapat onları da masal rüyaya dönsün. Gökten üç elma düşmüş: biri soran, biri bilen, biri de bilmeceyi uykuda çözene.

Masal burada bitti. İyi uykular.

Başka bir masal

Keloğlan ile Kırk Bilmece, Keloğlan masalı kaynaklı bir çocuk masalıdır; 5-10 yaş çocuklar için uygundur ve yaklaşık 4 dakikada okunur. Masal Merkezi'nde bu masalı ücretsiz okuyabilir, arka planda ninni ya da doğa sesi açabilir, favorilerinize ekleyebilirsiniz. Benzer masallar için Türk Halk Masalları kategorisine göz atın.

Üye ol, favorilerin ve okudukların her cihazda seninle gelsin.