Keloğlan ile Kuyudaki Dev
Kuyunun dibindeki yeraltı ülkesine inen Keloğlan, devlerin tutsak ettiği kızları kurtarır ve Zümrüdüanka'nın sırtında yeryüzüne döner.
Evvel zaman içinde bir padişahın üç kızı varmış. Bir gün kızlar bahçede gezerken yer yarılmış, bir dev çıkıp üçünü de kuyunun dibindeki yeraltı ülkesine götürmüş. Padişah ülkenin dört bir yanına haber salmış: "Kızlarımı kim getirirse onu damat yaparım."
Keloğlan iki arkadaşıyla birlikte o kuyunun başına gitmiş. Kuyu öyle derinmiş ki dibi görünmüyormuş. Arkadaşlarından biri, "Ben inerim," demiş. Beline ip bağlamışlar, sarkıtmışlar. Yarı yolda korkup, "Çekin beni!" diye bağırmış. İkincisi inmiş, o da yarıda korkmuş. Sıra Keloğlan'a gelmiş. Keloğlan, "Ben 'çekin' desem de beni çekmeyin, dibe kadar indirin," demiş.
Keloğlan kuyunun dibine inince bambaşka bir dünyaya varmış. Orada da gökyüzü, ağaçlar, dereler varmış ama hepsi solgun bir ışıkla aydınlanıyormuş. Bir köşkte padişahın büyük kızını bulmuş. Kız, "Beni yedi başlı bir dev bekliyor. Şimdi uyuyor. Uyandığında gözleri kırmızı olursa uyanık, yeşil olursa uykudadır," demiş. Keloğlan devin yanına gitmiş; gözleri yeşilmiş. Devin başucundaki kılıcı alıp devin zincirlerini kıvırarak kendi zincirine bağlamış. Dev uyanıp kalkamayınca Keloğlan'a teslim olmuş.
Ortanca kızı başka bir köşkte, küçük kızı ise bir başka köşkte bulmuş. Her birinin başında bir dev varmış. Keloğlan birini bilmeceyle, birini de sabaha kadar türkü söyleyip uyutarak yenmiş. Üç kızı kuyunun dibine getirmiş, ipe bağlayıp yukarı göndermiş. Ama en sonunda kendisi bağlanınca arkadaşları kıskançlıktan ipi kesmişler. "Kızları biz kurtardık deriz," diye düşünmüşler.
Keloğlan yeraltı ülkesinde yalnız kalmış. Üzgün üzgün dolaşırken büyük bir ağacın altında bir yılanın, ağacın tepesindeki yuvaya doğru tırmandığını görmüş. Yuvada kocaman, rengârenk kuş yavruları ciyaklıyormuş. Keloğlan sopasıyla yılanı kovalamış. Bir süre sonra gökyüzü kararmış, dev bir kuş inmiş: Zümrüdüanka! Yavruları ona Keloğlan'ın kendilerini kurtardığını söylemiş.
Zümrüdüanka, "Dile benden ne dilersen," demiş. Keloğlan, "Beni yeryüzüne çıkar," demiş. Zümrüdüanka, "Çıkarırım ama yol uzun. Bana kırk parça et ve kırk tulum su lazım. Ben 'gak' dedikçe et, 'guk' dedikçe su vereceksin," demiş. Keloğlan köylerden et ve su toplamış, Zümrüdüanka'nın sırtına binmiş. Kuş yükseldikçe 'gak' demiş, Keloğlan et vermiş; 'guk' demiş, su vermiş.
Yeryüzüne çok az kalmışken et bitmiş. Zümrüdüanka 'gak' demiş. Keloğlan hiç tereddüt etmemiş, kendi bacağından küçük bir parça kesip kuşa vermiş. Kuş onun et olmadığını anlamış, dilinin altında saklamış. Yeryüzüne varınca Keloğlan'ı yere bırakmış, saklı parçayı yerine koyup kanadıyla sıvazlamış. Bacak eskisi gibi olmuş. "Senin gibi fedakâr bir yürek görmedim," demiş ve Keloğlan'a üç tüyünü vermiş: "Başın sıkışırsa yak."
Keloğlan saraya vardığında iki arkadaşının küçük kızlarla düğün hazırlığı yaptığını görmüş. Padişahın küçük kızı ise, "Beni kurtaran bunlar değil," diye ağlıyormuş. Keloğlan saraya girmiş. Kız onu görünce koşup elini tutmuş: "İşte beni kurtaran!" Arkadaşları yalan söylediklerini itiraf etmek zorunda kalmış.
Padişah Keloğlan'ı damat yapmış. Arkadaşları ise utançlarından ülkeyi terk etmişler. Kırk gün kırk gece düğün olmuş. Düğünün son gecesi Keloğlan bir tüyü yakmış; Zümrüdüanka ve yavruları gökyüzünde dönerek düğünü selamlamışlar.
Gökten üç elma düşmüş: biri anlatana, biri dinleyene, biri de canından bir parça vermeye bile hazır olan Keloğlan'a.
Masal burada bitti. İyi uykular.
Keloğlan ile Kuyudaki Dev, Keloğlan masalı kaynaklı bir çocuk masalıdır; 6-11 yaş çocuklar için uygundur ve yaklaşık 4 dakikada okunur. Masal Merkezi'nde bu masalı ücretsiz okuyabilir, arka planda ninni ya da doğa sesi açabilir, favorilerinize ekleyebilirsiniz. Benzer masallar için Türk Halk Masalları kategorisine göz atın.
Üye ol, favorilerin ve okudukların her cihazda seninle gelsin.


