Keloğlan ile Kurnaz Köse
Köylüleri hep kandıran kurnaz Köse, Keloğlan ile kandırmaca yarışına girer ve bu kez kendisi kanar.
Evvel zaman içinde bir köyde Köse adında kurnaz bir adam yaşarmış. Yüzünde tek bir kıl yokmuş, aklında ise bin bir hile varmış. Köylülere sahte mallar satar, borç alır vermez, herkesi bir şekilde kandırırmış. Köylüler ondan bıkmış ama bir türlü başa çıkamıyorlarmış.
Bir gün Köse Keloğlan'a gelmiş: "Keloğlan, seninle bir yarış yapalım. Kim ötekini daha iyi kandırırsa, ötekinin eşeğini alır." Keloğlan, "Olur," demiş, "ama yarışın hakemi köyün muhtarı olsun." Anlaşmışlar.
İlk sırada Köse varmış. Keloğlan'a bir tencere getirmiş: "Bu sihirli tencere. Ateş yakmadan yemek pişirir." Tencereyi daha önce ocakta kaynatmış, sonra ateşten alıp Keloğlan'ın önüne koymuş; tencere fokur fokur kaynıyormuş. Keloğlan tencereyi on altına satın almış. Eve götürüp ocaksız bırakınca tencere soğumuş, bir daha kaynamamış. Köse gülmüş: "Birinci tur benim!"
İkinci tur Keloğlan'ın sırasıymış. Keloğlan bir tavşan yakalamış, bir de onun tıpatıp aynısı olan ikinci bir tavşan bulmuş. Birini evde bırakmış. Öbürünü yanına alıp Köse'nin önünde tarlada oynarken, "Tavşan, koş eve, anama söyle bize çorba pişirsin," deyip tavşanı salıvermiş. Tavşan kaçıp gitmiş. Sonra Köse'yle eve gitmişler; anası ocakta çorba pişiriyormuş, evdeki tavşan da köşede oturuyormuş. Anası, "Tavşan geldi, haber verdi oğlum," demiş. Köse ağzı açık kalmış ve haberci tavşanı yüz altına satın almış.
Köse tavşanı alıp evine gitmiş. Karısına, "Bak, bu tavşan haber götürür," demiş. Ertesi gün tarlada tavşanı salıvermiş: "Koş, karıma söyle, yemek hazırlasın!" Tavşan ormana kaçmış, bir daha da görünmemiş. Köse eve gelince sofra boşmuş. Köse anlamış ki kanmış. Köylüler gülmekten kırılmış.
Üçüncü ve son tur için Köse çok düşünmüş. "Bu sefer onu öyle kandıracağım ki eşeği benim olacak." Gece Keloğlan'ın ahırına gizlice girip eşeğini almaya kalkmış. Ama Keloğlan bunu tahmin etmiş. Eşeğin yerine ahıra kendisi eşek postuna bürünüp yatmış. Köse karanlıkta postu yakalayıp, "Eşek benim!" diye çekince post Keloğlan'ın sesiyle konuşmuş: "Köse efendi, bu eşek bu gece senin evine gelmeyi kabul eder ama bir şartı var. Seni sırtında taşıyacak değil, sen onu taşıyacaksın."
Köse korkudan titremiş. "Konuşan eşek!" diye bağırıp kaçmaya kalkmış ama Keloğlan postun içinden onu sımsıkı tutmuş. Bağırışlara muhtar ve köylüler koşmuş. Fenerlerle ahıra girdiklerinde Köse'yi Keloğlan'ın ahırında, elinde ip, yakalanmış halde bulmuşlar.
Muhtar kararını vermiş: "Köse, sen bu yarışta hile yapıp başkasının ahırına girdin. Yarışı Keloğlan kazandı. Eşeğini Keloğlan'a vereceksin. Ama daha önemlisi, bugüne kadar köylülerden kandırarak aldığın her şeyi geri vereceksin." Köse mecburen hepsini geri vermiş.
Keloğlan Köse'nin eşeğini almamış. Köse'ye geri vermiş: "Eşeğin sende kalsın Köse. Ama bundan sonra o eşekle dürüst iş yap. Odun taşı, su taşı, alnının teriyle kazan." Köse önce şaşırmış, sonra utanmış. O günden sonra eşeğiyle köye su taşıyarak geçinmiş. Köylüler de onu affetmiş.
Gökten üç elma düşmüş: biri anlatana, biri dinleyene, biri de kurnazı kendi oyunuyla yenen Keloğlan'a.
Masal burada bitti. İyi uykular.
Keloğlan ile Kurnaz Köse, Keloğlan masalı kaynaklı bir çocuk masalıdır; 6-11 yaş çocuklar için uygundur ve yaklaşık 4 dakikada okunur. Masal Merkezi'nde bu masalı ücretsiz okuyabilir, arka planda ninni ya da doğa sesi açabilir, favorilerinize ekleyebilirsiniz. Benzer masallar için Türk Halk Masalları kategorisine göz atın.
Üye ol, favorilerin ve okudukların her cihazda seninle gelsin.
