Keloğlan ile Tilki
Keloğlan'ın canını bağışladığı kurnaz tilki, ona iyiliğini öder ve Keloğlan'ı padişaha damat yapar.
Evvel zaman içinde Keloğlan'ın anasından kalma birkaç tavuğu varmış. Bir gece kümesten gıdaklama sesleri gelmiş. Keloğlan sopasını kapıp koşmuş; kümesin içinde bir tilki, ağzında bir tavuk. Keloğlan tilkiyi kuyruğundan yakalamış. Tilki yalvarmaya başlamış: "Keloğlan, bırak beni! Çok açtım, yavrularım da aç. Beni bırakırsan sana öyle bir iyilik yaparım ki ömrün boyunca unutmazsın."
Keloğlan bir an düşünmüş. Tilkinin gözleri dürüst bakıyormuş. "Peki," demiş, "tavuğu bırak, kendin git. Ama bir daha kümese gelme." Tilki tavuğu bırakmış, teşekkür edip ormana koşmuş.
Birkaç gün sonra tilki geri gelmiş. "Keloğlan, sözümü tutmaya geldim. Seni padişaha damat yapacağım." Keloğlan kahkaha atmış: "Benim bir evim bile yok, padişah bana kızını mı verir?" Tilki, "Sen bana güven," demiş. "Bana bir ölçek ver."
Tilki ölçeği alıp saraya gitmiş. Padişahın huzuruna çıkmış: "Padişahım, efendim Keloğlan Bey altınlarını ölçmek için bir ölçek istiyor. Kendi ölçekleri altınla doldu, artık yetmiyor." Padişah şaşırmış ama ölçeği vermiş. Tilki ölçeğin dibine biraz bal sürmüş, içine birkaç altın yapışmış halde ertesi gün geri götürmüş. Padişah ölçeğin dibindeki altınları görünce, "Bu Keloğlan Bey kim ola ki altını ölçekle ölçüyor?" diye düşünmüş.
Tilki bir kez daha gelmiş: "Padişahım, efendim Keloğlan Bey sizin kızınıza talip. Eğer izin verirseniz yarın sarayınıza gelecek." Padişah merak etmiş, kabul etmiş. Tilki koşa koşa Keloğlan'a dönmüş: "Yarın saraya gidiyoruz. Ama önce dereye gir, eski elbiselerini suya at."
Keloğlan dereye girmiş, tilki elbiselerini akıntıya atmış ve saraya koşmuş: "Yetişin! Efendim Keloğlan Bey'in kervanını haramiler bastı, bütün elbiselerini, atlarını aldılar. Kendisi de derede kaldı!" Padişah hemen en güzel kaftanları, en iyi atı göndermiş. Keloğlan sırmalı kaftanlar içinde, beyaz bir at üstünde saraya gelmiş. Padişahın kızı onu görünce çok beğenmiş.
Düğün kararlaştırılmış. Ama padişah, "Damadımın sarayını görmek isterim," demiş. Keloğlan'ın yüzü bembeyaz olmuş. Tilki fısıldamış: "Korkma, ben önden giderim." Tilki koşmuş, yolda sürü güden çobanlara, tarlada çalışan rençperlere, "Biri sorarsa bunlar Keloğlan Bey'in, deyin. Yoksa arkadan gelen dev sizi yer!" demiş. Çobanlar korkmuşlar, padişah sorunca, "Bunlar Keloğlan Bey'in," demişler.
Yolun sonunda bir dev sarayı varmış. Dev zalimmiş, bütün ülkeden haraç alırmış. Tilki devin yanına koşmuş: "Dev efendi, padişahın ordusu seni yakalamaya geliyor! Çabuk saklan!" Dev korkudan sarayın kuyusuna saklanmış; tilki de kuyunun ağzını büyük bir taşla kapatmış. Padişah gelince sarayı boş ama ışıl ışıl bulmuş: "Damadımın sarayı benimkinden güzelmiş!"
Kırk gün kırk gece düğün yapılmış. Keloğlan devin ülkeden aldığı haraçları sahiplerine geri vermiş, sarayın kapılarını yoksullara açmış. Bir gün tilkiye sormuş: "Benim için bu kadar şeyi neden yaptın?" Tilki gülümsemiş: "Sen bana canımı bağışladın. Can, saraydan daha değerlidir."
Keloğlan tilkiye sarayın bahçesinde bir yuva yaptırmış. Tilki ve yavruları orada mutlu yaşamış; bir daha hiçbir kümese girmemişler, çünkü her gün sarayın mutfağından onlara yemek gelirmiş. Gökten üç elma düşmüş: biri anlatana, biri dinleyene, biri de vefalı tilkiye.
Masal burada bitti. İyi uykular.
Keloğlan ile Tilki, Keloğlan masalı kaynaklı bir çocuk masalıdır; 5-10 yaş çocuklar için uygundur ve yaklaşık 4 dakikada okunur. Masal Merkezi'nde bu masalı ücretsiz okuyabilir, arka planda ninni ya da doğa sesi açabilir, favorilerinize ekleyebilirsiniz. Benzer masallar için Türk Halk Masalları kategorisine göz atın.
Üye ol, favorilerin ve okudukların her cihazda seninle gelsin.

